Çok güçlü görünmeye çalışmanın altında yatan çok kırılgan bir nokta var. Ve zaman zaman hepimiz o noktaya gelebiliyoruz. Her şeyi tek başına halletmeyi öğrenmemiz, içimizde biriktirdiklerimizle bir şekilde yaşam yolculuğuna devam ediyor olabilmemiz, üzgünken bile, mutluluk maskelerini takıp, dış dünyaya karışabilmemiz, bizi dışarıdan, çok muazzam bir güçte gösterebiliyor. Ama içten içe kırıklarımız dökülüyor. Ve o kırıklar, bir an evvel devrilmemiz için bize zemin hazırlamış oluyor. Kendimizi sakladığımızda; olmadığımız biri gibi görünmeye çalıştığımızda, tüm yükü tek başımıza sırtlandığımızda, “güçlü” olacağımızı ve öyle görüneceğimizi sanıyoruz. İçimizdeki çatlaklar, dışarıdan görünmesin diye, evimizin dışını boyuyoruz yalnızca, içerideki çatlakları kapatmayı denemiyoruz bile. Oysa gerçek değişim dışarıda değil, içeride başlar. Şu bir gerçek ki, dışımızı hangi renge boyamış olursak olalım, içimizde halledemediğimiz bir şey varsa, rengimiz hep siyahtır.
•Gülben