Karahindiba çiçeklerini daha önce hiç duydunuz mu bilmiyorum? Ama eminim pek çoğunuz ona aşinasınız. Hani böyle tüye benzer ve üflediğinizde dağılırlar ya, işte o çiçeğin adı karahindiba çiçeğidir. Bazılarımız, onu üflediğimizde, her ne kadar onun yok olacağını düşünsek de, aslında bu hiç de böyle değildir. Karahindibalar, biri onu üflediğinde, yok olmazlar. Aksine farklı yerlere tomurcuklarını bırakır ve yeni Karahindibalar olarak yeniden farklı yerlerde yetişirler. Hatta bu yüzden, “Yeniden Doğuş” anlamı da taşır. Belki de, yok olduğunu sandığımız her şey, bizi yeni bir başlangıca hazırlıyordur, bilemeyiz. Bu yüzden umutsuzluğa kapılmak yok. Sen varsan, ben varsan ve biz varsak, umut neden olmasın ki?
•Gülben
“Mutluluğa giden bir kapı kapandığında, bir başkası açılır. Ama çoğu zaman, kapanan kapıya bakakaldığımızdan, bizim için açılan öteki kapıyı göremeyiz.”
Bir kez derinden ağır yara aldıktan sonra. Yeni açılan kapıyı görsen dahi hemen düşünmeden girebilmek mantıklı gelir mi sizce?
Sonuçta o kapanan kapı da güzellikleriyle açılmıştı. İçeri adım attığınız da başlarda çokça mutluluk doluydu belkide. Peki ya sonrası ?
İnsanları suçlayamayız. Göremiyorlar ya da daha önemlisi görüp görmemezlikten geliyor olabilirler.
Geçmişle yaşayamayız. Evet acılarımız olabilir, belki de hala canımız yanıyor olabilir. Ama sırf canımız yanıyor, yaramız var diye bize açılan kapıdan içeri girmemek de olmaz. Yaralarımız, bize temkinli davranmayı öğretir. O öğretilerimizle o kapılardan yeniden geçmeliyiz bence. 🌸
İnsan kendini nerede huzurlu hissediyor ve duygu yoğunluğunu oraya yüklüyor ise orayı evi olarak görüyor. Bu bazen bir ailenin olduğu bazense bir sevgilinin olduğu yer oluyor genelde. Hepsini kaybetse dahi anılarının ve hatıralarının bulunduğu yeri evi olarak kabul ediyor.