İnsanlar sürekli yalnız kalmaktan bahsediyor. Aslında yalnız kalmak değil istedikleri doğru insanla yaşamını sürdürebilmek. Değer görmeyi istemek sevdiğiniz insan ya da insanlardan sevgiyi, değer verildiğini görmek, anlaşılmayı, güvenilmeyi, inanılmayı, saygı duyulduğunu görmek, anlamak, hissetmektir asıl istedikleri. Her konuda destek ve yanında olduğunu bilmek. Yalnızlık en büyük korkularıdır. Hayattayken tek sahip olmak istediği budur insanların. Bulamadıkları ya da kaybettikleri için tüm ömürlerini acı veren anılarla yalnız olarak geçirip acınası bir durumda yaşamlarını sonlandırırlar. Gerçekten mutlu olabilmek çok az insana bahşedilmiştir. Gününü gün edip sahte anlık birlikteliklere değil. Gerçekten her şartlarda ve zorluklarda bir birine kızsa dahi tutunabilen umut edip birbirlerinden kopmayan birbirini yukarı çekmeye çabalayan insanlara. Mutluluğun ne olduğunu en iyi onlar bildiği için mutlular. Bir ailede doğuyorsunuz büyürken nice zorluklara katlanıp öğrenip yükseliyorsunuz bu süreçte güzel birliktelikler yaşayıp mutlu oluyorsunuz. Bağlanıyorsunuz. Bu yaşamın kanunu yalnızlık kimseye iyi gelmez. Yalnızca acı çekerek yavaş yavaş yaşama veda edip yaşamın güzelliklerini kaçırmanıza sebep olur. Hayatınıza anlam katan insanlatın değerini bilin daima.
"Garip şey şu ölüm. Büyük ve âni bir şey olduğunu sanırdım eskiden, hani böyle dev bir baykuş gecenin bir yarısı üstüne çullanıp seni götürecekmiş gibi. Artık öyle düşünmüyorum. Yavaş bir şey bence. Her gün evine girip oradan buradan ufak tefek bir şeyler çalan hırsız gibi. Bir gün bir bakıyorsun evine, seni tutan, kalmak istemeni sağlayan hiçbir şey yok. Sonra uzanıp sonsuza dek kapanıyorsun. Nihai büyük ölüme kadar bir sürü küçük ölüm."
Karanlıktan geçtim, boşluktan, her şeyimi, beni ben yapan her şeyi söküp alan. Yine de mutlak hiçliğin ıssızlığında niye yürüdüğümü ve neyi aradığımı artık bilmezken bile, ilerledim.