egeristersem

kendi hataları yüzünden arzusunu yitirme kaygısıyla, arzunun sonlanması için ölümü yeğler. yazgıda olan ölümü de kendi eylemi olarak bedenine karşı intihar ya da ruhuna karşı isteksizlik olarak gerçekleştirmeyi tercih eder. genelde insan kendini öldürmektense arzusunu öldürür. aslında çoğu çift kendilerini öldürmek zorunda kalmamak için arzunun geçmesini bekler ya da evlenir.
Reklam
çünkü yetişkin partnerler çaresiz değildir ve kendilerine bakıldığı için hissettikleri güven bir gerilemedir. amour fou (delicesine tutkulu aşk) denen diğer tür de aynı kapıya çıkar. aşk kendi dürtülerine teslim olur ama bu dürtüler karşıdakine yöneltilmemiştir ve yıkıcıdır çünkü yöneltilmemiş dürtüler ölümü arzu eder.
derler ki insan hayatta ilk nasıl sevildiyse öyle sever. her yerde okuyabilirsiniz. bütün ikilem de bununla başlar zaten. daha doğurusu doğumla. ilk sevginin eşi benzeri yoktur, insanın içine işlemiştir ve yinelenemez. salt duygusallıktan ve belki de aynı zamanda tembellikten çoğu insan ömrü boyunca o ilk sevgiye özlem duyar. ama bu durumda ileriye değil de geriye yönelirler ve sonunda, en iyi olasılıkla, partnerleriyle karşılıklı gereksinimleri gidermeye yönelik bir ilişkinin içinde bulurlar kendilerini. tabii bunun da sevgiyle hiç ilgisi yoktur
"insanoğlu karanlık bir varlıktır, yalnızca karanlıklarda kendi kendisinin efendisidir. ve gün ışığında yeniden köleliğine döner."
Kimseler görmedi Ömür hanım, bu dünyadan ben geçtim. İçimde umudun kırk kilitli sandıkları, elimde bir avuç düş ölüsü yüreğim -içinde senin ve benim ağırlığım- benim olmayan bir garip gülümsemeyle yüzümde, incelik adına, ben geçtim...Yerini bulmamış bir içtenlik, yanılmış bir saygı ve bir hüzün eğrisi olarak ilişkilerin gergefinde, ördüm ömrümün dokusunu ilmek ilmek. Beni cam kı- rıklarıyla anımsasın insanlar, savrulan bir yaprak hüznü ve dağınıklığı ile... Yükümü yanlış bedestanlara çözdüm. Ezilmiş bir gül hüznü var yüreğimde. Saatlerce dayak yemiş bir sanığın çözülmesi içindeyim. Ürperiyorum. Bir at kestanesi durmadan yaprak döküyor yalnızlığın so- kaklarında, örtüyor ömrümün ilk yazını. İçimde bir çocuk, yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru, binlerce kez yenilmiş umut ölülerini çiğneyerek. Sahi yaşlılık, derin bir iç çekiş, yanılmış bir çocukluk olmasın Ömür hanım?
Reklam