merhamet bir aldatmacadır, bana merhamet öğretenler benim düşmanlarımdır, merhamet böceklerle dolu bir dünyayı kurtarmaz, onların tek bildiği bu dünyayı yiyip bitirmek ve kendi pislikleriyle, çerçöpleriyle kirletmektir. ne onlara yardım etmeliyiz ne de onları kırıp geçiren hastalıkları önlemeye çalışmalıyız, bu hastalıklardan ne kadar çok kişi ölürse bizim için o kadar iyi olur, yoksa onların kökünü biz kazımak zorunda kalırız. barbar bir geleceğin kapısındayız. ve bu gelecek kadar ölçüsüz olabilmek, onun tutarsızlğına direnebilmek için onun barbarlığına karşı silahlanmamız gerekir, ya varlığımızı sürdüreceğiz ya feragat edeceğiz, ya egemen olacağız ya serbest bırakacağız. yarın vuracak olanlara biz bugün vurmalıyız,
artık o zaman hiçbir şey karşısında geri çekilmeyeceğiz ve en barbar şey olarak görünse bile, kaosun ve ölümün rahipleri olacağız, düzen bizim kurbanımız olacak ve saçmalığın sonra ermesi için düzeni feda edeceğiz, doğal felaketleri arttıracağız, kötülüğü misline çıkartacağız. böylece arzulanmadan doğanları ve daha fazla çoğalma umudu taşıyanları cezalandıracağız, onlara yaşamanın asla bir hak değil, bir suistimal oldugunu ve yok olmayı hak ettiklerini öğreteceğiz, çünkü aşırı insan kalabalığının bunalttığı dünyaya çirkinlik katıyor ve fazla yer tutuyorlar.
sevmeye hazır kişi, kaçınılmaz biçimde acı çekmeye de hazırlıklı olmalıdır çünkü varoluşun çelişkileri içinde acı çekmeden sevmek hemen hemen olanaksızdır. bu yüzden sevmek büyük cesaret, cesaretlerin en büyüğünü ister.