yaşam durmadan çözülüp bağlanan, dağılıp toparlanan, bununla birlikte aynı biçimden, kalıptan, karşılıklı konum düzeninden bir ikinci geçmeyen bir gidişse, anılarımızı pehpeyleyelim, anlatalım kullanalım canımız istiyorsa; ama onlardan koltuk değnekleri çatmayalım kendimize. Anıların yardımıyla ayakta duruyormuşcasına yaşamak, ulaştığımız bu anın bütün bir yaşam içindeki yerini düşünerek yaşamak, ulaştığımız bu anı geçmişe yansıtıp yaşamak, yanlış bir iş der Karasu. Dünyayla bu anla, artık ilişkisi kalmayan, dünyayı yalnız geçmişinin korkuları içerisinde algılayan bir yaşlının ancak anılarıyla ayakta durabildiğini (daha durmamasına yardım edilmesi gerektiğini) gördükten sonra... geçmişimizi özümlemesini öğrenirsek, andaçları savurabilir, anıları bir kıyıya itebilir, ilişkileri-gerektiğinde- koparabiliriz; yaşam yoksullaşırmış, çevremiz genişlemezmiş, daralırmış dahası, cenazemizin arkasından yürüyecek olanların sayısı... varsın olsun olacaksa, o da. yaşamayı öğrenmek gerek... Bu hesaplar yararsız.