Sabah olmuştu. Sanki yüzyıllık bir uykudan uyanan bekçi, yerinden doğrulup çevresine bakınca kendisini uyandıran kişiyi göremedi. Çünkü her taraf karanlıktı. Zaten görülen ve görülmeyen bütün düşler, bu karanlığın ta kendisi değil miydi?
Uzun İhsan Efendi, Dünya'nın şahidi olmanın gerçek bir ibadet olduğunu sık sık söylerdi.
Dünyaya şahit olmanın yolu ise maceranın kendisinden başka bir şey değildi.
İzmir otogarındayım şimdi..
Seninle yollarımızın son kesiştiği yerdeyim.
Bir daha burayı görmek istemedim hiç aslında.. Sen şuradan bir yerden çıkıp da geleceksin gibime geliyor ansızın.
Avuçlarım terliyor, bir ateş basıyor bedenimi.. Hâlâ seviyorum seni ilk günkü gibi..
İnancımı yitirdikten sonra karşıma çıkan insanlar arasında en sevdiklerim aşk masalları uyduranlardı. Aşık gibi davranır, günün sonunda teselliyi başka kapılarda ararlardı hepsi. Umdukları hiç bir kapı açılmazdı. Zaten öyle adresler de yoktu.