[204]
Kaldığımız yere dönüp şöyle söyleriz: Jüpiter saf, temiz akli sûretleri gördüğünde, gücü nispetinde onların nurunu ve güzelliğini elde eder. İşte buradaki herkes de o âleme ve oradakilere Jüpiter gibi âşık olur ve onlar değerli güzel sûretlerden orada bulunanları ve o âlemin güzelliğini görür. Aynı zamanda bu güzellikten istifade eder ve bu nurla aydınlanır, çünkü bu şerefli âlem kendisine bakan güzelliğinden ve nurundan taştığı ve hatta sanki onları kendisi gibi değerli, nurlu ve güzel bir hâle dönüştürdüğünden dolayı kendisine bakan herkesi aydınlatır. Bu, tıpkı yüce bir mevkiye yükselen adamın durumu gibidir ki o, kırmızı parlak bir yere gelir, bakışını o tarafa çevirir, ona bir göz atar, bu parlak ve net kırmızı yerle dolar, böylece o zaman bu yerin rengine ve güzelliğine benzer. Aynı şekilde her kim yüce âleme bakışını çevirip parlak güzel rengine bakar ve bakışını sürdürürse, yüce âlem ona renk ve güzellik verir ve böylece ona benzer, güzellik ve hoşlukta tıpkı onun gibi olur. Ne var ki orada renk bizâtihi sûretin güzelliği ve nurudur, ancak sûret içi ve dışı ile bizâtihi güzeldir.
...
Eğer sen bu sûrete bakmak istersen, kendine dön ve sanki cisimsiz bir nefismiş gibi ol, sonra sanki kendisinde herhangi bir farklılık yokmuş ve tek bir şey gibi olan bu sûrete bak. Böylece sen bunu ne zaman yaparsan bütünüyle sûretleri akli bir görüşle görürsün ve onun hoşluk ve güzelliğiyle dolarsın.