Hakiki tasarrufumuz yalnız insanla ve insanla idi.İnsan zekası, insan kalbi, insan ruhu, insan hafızası...İnsan çekilince orta yerde hiçbir şey kalmıyordu.
Şark, dedi.Canım şark.Dışarıdan miskin, budala, çaresiz, fakir...Fakat içinden hiç aldanmamaya karar vermiş...Bir medeniyet için bundan daha güzel ne olabilir? İnsanları içlerinden tatmin etmeyi ne zaman öğreneceğiz? Ne zaman bu “hoşça bak zatına” nın manasını anlayacaklar?...
Hayır, insan sade ölürken ayrılmıyor, arkada bırakmıyordu. Belki bütün ömrünce her an birçok şeyler onu arkada bırakıyordu. Sonra olduğu yerde birdenbire kabuklaşıyor, çok ince, görünmez bir şeyle o anda etrafında olanlardan ayrılıyordu. “Biz mi gidiyoruz, onlar mı?..” Sual buydu...