Bu hayatı, bir test sürüşü gibi yaşıyoruz. Beğenirsek alacağız, beğenmezsek kalacak. Henüz bizimmiş gibi sahiplenmiş değiliz onu. Bedelini ödeyerek, onunla artık dönüşü olmayan bir ilişkiye girdiğimizi düşünmüyoruz. Belki de vazgeçeriz gibi duruyor. Belki de diğer dükkanda daha iyisini buluruz. Aklımız, tanımadığımız, başka ve daha güzel bir hayatta.
“... kendi hazlarımı insanoğlunun ittifakla verdiği hükümlerden önemsiz görmeyeceğim. Eğer bir şeyi sevmediysem sevmedim demektir, o kadar. Şu güneşin altındaki hiçbir sebep sadece türdeşlerim çoğunluk olarak onu beğeniyor veya beğenilmesi gerektiğine inanıyor diye o beğeniyi benim de taklit etmemi gerektirmez. Hoşlandığım ya da hoşlanmadığım şeylerde modayı takip edecek değilim.”