İslâm, hayatı belli bir iman sistemine göre yaşama tarzıdır. Sabahtan akşama, geceden gündüze, evden iş yerine, beşikten mezara kadar insanın her anını ilgilendiren bir sistemdir. İnsanın içinde yaşadığı bir ortamdır. Yakasına taktığı bir rozet değildir. Üzerine giyip çıkardığı bir libas değildir.
Sistem mutluluk vadetti ve karşılığında yaşam alanlarımızı ve ruhumuzu faydasız şeylerle doldurup bizi nesnelerin esiri haline getirdi.Sistem kazandıkça kazandı, bizler tükettikçe tükendik.
En büyük sınav.Ateş imtihanı.Ateşle imtihan.Yanıp küle çevrileceğin, yok olacağın yerde var olacaksın.Ateşin bir tarafından girip öbür tarafından çıkacaksın sapasağlam olarak. Ateş yakacak bir şey bulamayacak sende: işte İbrahim olmak bu.
Ölümün ve mezarın anlamı da bu değil mi acaba?Bir düşüşten sonra bir yüceliş gelmesi için hayata ve insana yüklenmiş bir çile saati.Ah, bir sarkaç gibi bir ölüme, bir hayata gidip gelen ruh'larla, sadece biyolojik yaşantının içinde vakit dolduran ruhlar arasında ne büyük uçurum vardır.