Ben Nesli çocuğu, özel olduğunu düşünerek anne ve babasına bağımlı olarak büyüdü, ancak yetişkinliğe adım attığında beklentiler ile gerçek dünyanın birbirinden çok farklı olduğu gerçeğiyle yüzleşti.
Halbuki annesinin olaya bakış açısı daha farklı. Kızına cevap olarak şöyle yazıyor: "Alışveriş, yemek ve temizlik gibi işleri yapmak benim sorumluluğum, tanıdığım bütün kadınlar ev işi yapıyor. Bu durumu sorgulamak ya da reddetmek hiçbir zaman aklıma gelmedi. Yazında tüm yaptıklarım ve özellikle ev konusunda bana düşen rolle ilgili öfkeli olduğumu hissettiğini belirtmişsin. Oysa ki ev kadını rolüm ve görevlerim konusunda hiç bir zaman öfkelendiğimi hatırlamıyorum."
"Seninle buluşmam Peter... Sen ciddi ilişki isteyen bir adama benziyorsun. Ben ilişki istemiyorum. Sadece takılırım."
"Takılır mısın?" diye sordu. Sesi üzüntülüydü.
"Kız arkadaş grubumla dışarı çıkıp gözümüze birkaç delikanlı kestiririz. Sonra birinin evine gider ve sevişiriz" dedi." Bu arada lezbiyenliğe doğru kayıyorum, her neyse. Hem seni çekici bulsaydım bile, dudak içimdeki piercing'im iyileşene kadar senle birlikte olmazdım.
"Dudak içi piercing'i mi?" diye sordu Peter.
"Dört tane yaptırdım. Alt ve üst dudağımda ikişer tane. İyi kalite piercing, çok zevk verirler."
Peter saatine baktı, kravatını düzeltti, boğazını temizledi. "Benim gitmem gerekiyor" dedi.
Eğer ne yaparsanız yapın, işe yaramazsa rehavete ve çaresizliğe kapılmak daha kolay oluyor. Psikologlar bu durumu "öğrenilmiş yardım edilemezlik" olarak tanımlıyor.
Terapist Marion Solomon bir kitabında, hastalarının çoğunun kendilerine çok fazla odaklandıkları için ilişkilerinde sorun yaşadığını söylüyor. "Hayatın merkezi, kişinin kendi ihtiyaçlarını karşılaması üzerine kurulduğunda ve birlikte olunan kişi de bu ihtiyaçları karşılayacak biri olarak seçildiğinde bu ilişki, narsistik beklentilerden zarar görme tehdidi altındadır."