Budayıcıoğlu'nun okuduğum ilk kitabı. Bu tarz psikiyatrist-hasta/danışan kitaplarını okumayı çok seviyorum, bana çok şey katıyorlar.
Kitap yalın bir üslupla yazılmıştı ama bazı cümlelerin doluluğu etkileyiciydi. Yazarın kitapta kendi yaşamından da bahsetmesi, onun kullandığı dil ile diğer "hastalarından" da kısaca bahsetmesi okurken kitaba farklılık ve bütünsellik kattı bu sayede kitap daha akıcı hale geldi.
Ala'yı anlamaya, onunla o güven ilişkisini kurmaya çalışırken tedavi yöntemi olarak hikayelerden yararlanması ve Ala'nın da her hikayeden kendine pay çıkarması bunun üzerine kendini yavaş yavaş açmaya başlamsı gerçekten başarılıydı.
Yazarın üzerinde durduğu benimde beğendiğim ve kesinlikle katıldığım bir durum dikkatimi çekti. Yazar genellikle yaptığımız seçimler, sonunda bizi mutlu etse de her zaman içimizde bir yarımlık hissettiğimizi söylüyor çünkü bunu yaparken bazı şeylerin atlandığını düşünüyor. Örneğin eş seçerken bile güzel mi, iyi huylu mu, beni seviyor mu, dürüst mü, eğitim durumu nedir? gibi önemli ama yetersiz konular üzerinde çok fazla durulduğunu düşünüyor. Yazara göre bir insanı tanımada en önemli şey kişinin tarihidir, yaşadıklarıdır, nasıl bir ailede, nasıl bir şartlar altında büyüdüğüdür. Çünkü tarih tekerrür eder ve insanlar o büyüdüğü ortamı ileriki yaşamlarında da göstermeye veya oluşturmaya devam eder.
En önemlisi de, bir kez daha gördüm ki aslında en temel sorun sevgisizlik, özellikle de bunu bize koşulsuz bir şekilde sağlamaları gereken ebeveynlerimizden göremediğimiz sevgisizlik...
Okurken içimi acıtan yer yerde gözlerimi dolduran bir kitaptı. Sonunda da ne olmuş olursa olsun bir umut vadeden...
Umutlu yarınlara...
Anlamlı okumalar dilerim. :)
Hayata DönGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 202014bin okunma