Serpil

Serpil
"𝐵𝑖𝑟 𝑚𝑎𝑣𝑖𝑙𝑖𝑘 𝑎𝑙𝑑𝚤 ℎ𝑒𝑟 𝑦𝑒𝑟𝑖𝑚𝑖𝑧𝑖"
Benliğini Bulan Dips
10/10
·268 syf.·
2026 4. kitabı
Kitaba bayıldığımı söyleyerek başlamak isterim. Bende tatlı ve güzel duygular uyandıran bir kitap oldu. Altı yaşındaki minik Dips'in kendini bulma, kendini tanıtma ve kendini olduğu gibi kabul ettirme sürecini anlatmakta. Ailesi ve öğretmenleri tarafından zihinsel olarak gelişim geriliği olduğu düşünülen, o şekilde etiketlenen ve yargılanan Dips. Onun söylemi ile "Bayan A" "Muhteşem oyun odasının hanımı" ile oyun terapisi sürecine başlıyor ve tam bu noktada Dips'in haftalık bu oyun terapisi deneyimleriyle yavaş yavaş açıldığını, gerçek Dips'i bizimle tanıştırdığını görüyoruz. Peki ne oldu bu oyun terapisi sürecinde? Ona bazı yöntem teknikler mi uyguladılar, ona sorular mı sordular, ondan bir şeylere cevap vermesini mi beklediler? Hayır. Hiç birini yapmadı Bayan A. Onu oyun odasına aldı ve burası senin Dips dedi, burada istediğini yapabilirsin, istediğini söyleyebilirsin, istediğini anlatabilirsin, her şey senin istediğin gibi. Dips'i dinledi, onun söylemlerini, davranışlarını yargılamadan anlamaya çalıştı, onu koşulsuz kabul etti. Onu yaşama kazandırdı. Kısaca bir çocuğun kalbine dokundu. Çocuklar sevilmek ve anlaşılmak ister hepimiz bir zamanlar çocuktuk öyle değil mi? Seni tanımak güzeldi Dips. Seni tanımak güzeldi. Dips'in cümlelerin ile noktalamak istiyorum. "Dediğim gibi istediğim gibi. Dediğin gibi istediğin gibi. Dediğimiz gibi istediğimiz gibi." Anlamlı okumalar diliyorum. :)
Benliğini Arayan ÇocukVirginia M. Axline · Panama Yayınları · 20183,937 okunma
Reklam
9/10
·190 syf.·
2025 50. kitabı
Babasını küçük yaşta beklenmedik bir şekilde kaybeden, babasının yokluğu ve bıraktığı eksiklik duygusu ile büyüyen, büyümeye çalışan (Belki de hiç büyüyemeyen) genç bir avukatın babasına yazdığı kısa mektuplardan oluşuyor kitap. Yazar bu eksiklik duygusu ile yaşama tutunmaya çalışsa da babasına, içten içe bir kırgınlığı olsa da ondan hep gururla bahsetmişti. Kitapta aynı zamanda içinde bulunduğu dönemin toplumsal yapılarını da sorgulayan, bu yapının bireyler ve kendisi üzerinde bıraktığı etkileri de eleştiren bir yazarla karşılaşıyoruz. Her bir mektubun başlık seçimi ve mektubu bitiriş biçimi de güzel ve dikkat çekiciydi. Bu tarz aile ilişkileri ve dinamiklerini anlatan kitapları okumak çok hoşuma gider belki de içinde kendimden parçalar bulduğum veya bulmak istediğim içindir. Bu yüzden her ne kadar dili yalın da olsa yazar duygu ve düşüncelerini iyi bir şekilde anlatabildiği için beğendiğim bir kitap oldu. (Canım babam sen de iyi ki benim babamsın. Dünyaya tekrar gelmiş olsam yine babam olmanı isterdim...) Anlamlı okumalar dilerim. :)
Babama MektuplarHasan Erdoğan · İlke Kitabevi Yayınları · 20011 okunma
UMUTLU YARINLARA
9/10
·400 syf.·
2025 47. kitabı
Budayıcıoğlu'nun okuduğum ilk kitabı. Bu tarz psikiyatrist-hasta/danışan kitaplarını okumayı çok seviyorum, bana çok şey katıyorlar. Kitap yalın bir üslupla yazılmıştı ama bazı cümlelerin doluluğu etkileyiciydi. Yazarın kitapta kendi yaşamından da bahsetmesi, onun kullandığı dil ile diğer "hastalarından" da kısaca bahsetmesi okurken kitaba farklılık ve bütünsellik kattı bu sayede kitap daha akıcı hale geldi. Ala'yı anlamaya, onunla o güven ilişkisini kurmaya çalışırken tedavi yöntemi olarak hikayelerden yararlanması ve Ala'nın da her hikayeden kendine pay çıkarması bunun üzerine kendini yavaş yavaş açmaya başlamsı gerçekten başarılıydı. Yazarın üzerinde durduğu benimde beğendiğim ve kesinlikle katıldığım bir durum dikkatimi çekti. Yazar genellikle yaptığımız seçimler, sonunda bizi mutlu etse de her zaman içimizde bir yarımlık hissettiğimizi söylüyor çünkü bunu yaparken bazı şeylerin atlandığını düşünüyor. Örneğin eş seçerken bile güzel mi, iyi huylu mu, beni seviyor mu, dürüst mü, eğitim durumu nedir? gibi önemli ama yetersiz konular üzerinde çok fazla durulduğunu düşünüyor. Yazara göre bir insanı tanımada en önemli şey kişinin tarihidir, yaşadıklarıdır, nasıl bir ailede, nasıl bir şartlar altında büyüdüğüdür. Çünkü tarih tekerrür eder ve insanlar o büyüdüğü ortamı ileriki yaşamlarında da göstermeye veya oluşturmaya devam eder. En önemlisi de, bir kez daha gördüm ki aslında en temel sorun sevgisizlik, özellikle de bunu bize koşulsuz bir şekilde sağlamaları gereken ebeveynlerimizden göremediğimiz sevgisizlik... Okurken içimi acıtan yer yerde gözlerimi dolduran bir kitaptı. Sonunda da ne olmuş olursa olsun bir umut vadeden... Umutlu yarınlara... Anlamlı okumalar dilerim. :)
Hayata DönGülseren Budayıcıoğlu · Remzi Kitabevi · 202013,9bin okunma
" Geçecek "
9/10
·456 syf.·
2025 43. kitabı
Dünyanın sonu neresi? Finisterre mi? oraya ulaştığımızda mı dünyanın sonuna ulaşmış oluyoruz? Hayır. Dünyanın sonu ölüm elbette. Ama önemli olan bu dünyanın sonuna bizi yaşamın götürmesi, ömrümüzün götürmesi bizim oraya gitmek isteyişimiz yaşamımıza son vermek isteyişimiz değil. Çünkü bu bir çözüm değil. Kitap, 5 yaşındayken kendini evindeymiş gibi hissettiren dedesini kaybetmesiyle artık hangi evde hangi sıcak ailede olursa olsun kendini bir daha evinde hissedemeyen, Seher'i anlatıyor. Belki de bizi asıl evimizde hissettirmeyi sağlayan sıcacık bir anne-babanın varlığı, bize sunulan huzurlu bir ortam ve verdikleri koşulsuz sevgidir. Bunlardır insanın evi. “Geçecek” diyordu yazar “geçecek.” Elbette. Eskisi kadar aynı acıyı vermese de etkisi azalacak diyelim, onunla yaşamayı öğreneceğiz diyelim. Peki nasıl geçecek? Birinin bize geçecek demesiyle, yalnız olmadığımızı bilmek ile ama bununla birlikte bizim de birilerine geçecek demesini bilmemizle başkalarına da merhem olabilmekle. Çünkü kendimizle birlikte başkalarının acılarına da dokunabilmek onların da eksik yerlerini sarabilmek, sezzice onu anayabilmek... işte asıl mesele bu. Mesele onun korkularını, kaygılarını veya onun hakkındaki her şeyi öğrenmeye çalışmak değil. Zor tabi. Kendine merhem olamayan başkasına nasıl ilaç olacak öyle değil mi? ama belki de sende tam olan bir şey başkasında eksiktir bunu onunla da paylaşamaz mısın? Bir yerde okuduğumu hatırlıyorum kitapta da bunu gördüğüm için bahsetmek istedim. Bazen ruh sağlığı uzmanı olarak bir danışana yardım edemediğimizi, onu kaybettiğimizi düşünebiliriz. Ama durum öyle olmayabilir. Danışan henüz kendini buna hazır hissetmeyebilir, bir şeylerle yüzleşmeye cesareti olmayabilir ve süreci bırakabilir çünkü bunun için doğru zaman henüz gelmemiştir. Biz o
EvNermin Yıldırım · Hep Kitap · 20206,8bin okunma
Ayağa kalkarsan ne olacağını merak etmiyor musun?
10/10
·288 syf.·
2025 15. kitabı
Okurken huzur veren, zaman zaman hüzünlendiren ama sonunda da umut bırakan bir kitaptı. Yazar başta baş karakter olmak üzere, diğer tüm karakterlerin derin içsel süreçlerini etkileyici bir şekilde yazıya dökmüştü. Aynı zamanda kitaptaki her bir cümle her bir düşünce oldukça derin anlamlar barındıran kıymetli anlatımlardı. Ne olursa olsun kabul görülmek istenen, o kabulu ve desteği en yakınlarından almayı bekleyen, attıkları her adımı toplumun veya çevrenin beklentileri için değil kendi mutlulukları kendi huzurları için atan, yaşamlarını ve geçmişlerini tekrar gözden geçirip sorgulayan, kısacası dümenleri artık kendi ellerine alıp kendi gemilerinin kaptanı olan insanların hikayesini anlatan bir kitaptı, Hyunam- dong kitabevi. Beni epey etkileyen, aynı zamanda yaşamdan ne beklediğimi ve bu yaşama ne gibi bir anlam atfetmem gerektiğini düşünmemi sağlayan bir kitap oldu. Kitabı okurken üzerine düşündüğüm bir konu daha oldu: Genel olarak başta bizim kültürümüzde olmak üzere bu kitapta da insanların o kadar çok kitap okumaya istekli olmadığını fark ettim. Bunun en önemli sebebi bence bir insanın "kendini gerçekleştirme düzeyine" ulaşamamış olmasıdır. Bu düzeye ulaşamazlar çünkü diğer alt basamaklardaki ihtiyaçları henüz karşılanmamıştır. Bir kişi yaşadığı toplumda kendini güvende hissetmiyor, sevilmiyor, kabul görmüyor, kimse tarafından saygı duyulmuyor en basitinden temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa, bizim bu durumdaki insandan veya toplumlardan kitaplara, sanata, edebiyata, felsefeye... ilgi duymasını beklememiz maalesef gerçekçi bir düşünce olamaz, öyle değil mi? Ama yine de bu hiç bir umut olmadığı anlamına da gelmez... Kendimizi gerçekleştirebileceğimiz, kendimizi anlayabileceğimiz, kendi kimliğimizi bulabileceğimiz yarınların olması dileğiyle...
Hyunam-Dong KitabeviHwang Bo-reum · Athica Yayınları · 202415,1bin okunma
Reklam