Ama dürtüler her zaman korkudan kaynaklanmaz. Bazen -özellikle daha önce kadınlar hakkında konuşurken de belirttiğim gibi- güç karşısında hissedilen hayranlık ya da çekim, insanı kadın hakları ya da toplumun dışladığı kesimler üzerine daha fazla düşünmeye itebilir. Yani bu tür dürtüler, zamanla olumlu ve üretken bir motivasyon kaynağına dönüşebilir.
Zalim olup toplumda eleştirilen biri olmak...bu yaşamak istediğim hayat değil. Ama yine de hep "Kendimi ifade edemiyorum, herkesin ayaklar altına aldığı bir şamar oğlanı gibiyim" diye düşünüyorum, gerçekte öyle olmasam bile. Bu da beni duygularını kontrol edemeyip patlayan insanlara imrendiriyor. Öfkeden deliye dönen insanlara sempati duyuyorum ve o hal bana ulaşılması gereken bir idealmiş gibi geliyor. Oysa çoğu insan için bunun tam tersi geçerlidir herhalde.