zira artık kendimi daha fazla kandırmayacağım. bu genç adam o gün bana sarılsaydı, beni arzulasaydı, onunla dünyanın bir ucuna kadar gider, kendi şerefime ve çocuklarımın onuruna gölge düşürürdüm... insanlar ne der diye dert etmeden, kendi aklıselimime kulak vermeden, madam henriette'in bir gün öncesine kadar tanımadığı şu genç fransızla kaçması gibi kendimi onunla kaçıverirken bulurdum... nereye diye sormazdım, ne kadar kalacağımızı merak etmezdim, eski hayatıma bakmak için arkama bir kez dahi dönmezdim... paramı, adımı, servetimi, şerefimi bu insan için feda ederdim... dilenmek için avuç açardım ve herhalde dünyada, beni yapmaya ikna edemeyeceği tek bir alçaklık, bayağılık bile olmazdı. insan varlığında utanmaya ve temkine ilişkin ne varsa bir hamlede kenara atardım, tek bir sözcükle, tek bir hareketle bana yaklaşsaydı, bana sarılmaya kalkışsaydı, kendimi o an ölesiye kaptırırdım ona.
o kadar surukleyici bir kitapti ki hemen okuyup bitirdim. bu tarz kitaplar bana ilac gibi geliyor. kumar bagimlisi ve intihar meyilli bir genc ve onu kurtarmaya hazir annesi yasinda bir kadinin hikayesini okuyoruz bu kitapta. bayan c her ne kadar kendine itiraf etmiş olmasa bile yillar sonra aslinda o genc ile seve seve cok uzaklara gitmeye razi oldugunu fark eder. yillar sonra bayan c 67 yasina geldiginde kimselere anlatmadigi, sadece 24 saat icerisinde gerceklesen bu hikayesini de kendisini anlayacagini dusundugu bir yabanciya anlatir ve yorum yapmasina bile izin vermeden tesekkur ederek yanindan ayrilir.