Akılcı" otorite, insana güvenir, onun gelişimini destekler ve "yetki" (*) biçiminde
ortaya çıkar. "Akıldışı" otorite ise, yönetici güçlere (iktidara) sahip olmayı gerektirir ve kendi denetimi altında olanları sömürerek yaşamını sürdürür.
Öğrencilerin tek amacı vardır: "Öğrenilmiş" olanı saklayıp,
tutabilmek. Bunun için, ya bunlan hafızalarına iyice yerleştirmek ya da bazı notlar, grafikler ve çizimlerle kâğıt üzerinde zaptetmek zorundadırlar. Yeni bir şey yaratmalannm veya olağandışı bir şey becermelerinin de hiç gereği yoktur.
Olmak sözcüğünün bir diğer kullanılış biçimi de, fiili pasif hale getirmeye yaramasıdır. "Ben dövüldüm" dediğimizde,
bu benim başka birinin eyleminin nesnesi olduğum anlamına gelir ve "ben dövdüm" deyişindeki, eylemin öznesi olmamdan
farklılık gösterir.