uğur

Bir insan sırf yeterince özgür olduğunu söylüyor diye, onun yeterince özgür olduğu sanılmamalı. Özgürlük kısmen insanların farkında olmadığı psikolojik kontrollerle sınırlanır; üstelik insanların özgürlükten ne anladıklarını oluşturan düşünceler, kişilerin kendi ihtiyaçlarından çok, toplumsal kurallar tarafından yönlendirilir. Örneğin, aşırı toplumsallaşmış türden birçok solcu, büyük olasılıkla kendileri de dahil çoğu insanın fazla değil az toplumsallaşmış olduğunu söyleyecektir; buna rağmen, aşırı toplumsallaşmış solcu, bu ileri düzeydeki toplumsallaşması yüzünden ağır bir psikolojik bedel öder.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Anayasal haklar bir dereceye kadar yararlı olsa da, burjuva özgürlük anlayışı olarak anlandırılabilecek şeyi garantilemekten daha fazlasına hizmet etmez. Burjuva anlayışına göre, "özgür" bir insan, topumsal bir mekanizmanın önemli bir parçasıdır ve yalnızca öngörülmüş ve sınırlanmış bir dizi özgürlüğe sahiptir; bu özgürlükler bireyin ihtiyaçlarından çok toplumsal mekanizmanın ihtiyaçlarına hizmet etmek üzere tasarlanmıştır. Bu yüzden, burjuvazinin tanımladığı "özgür" insan ekonomik özgürlüğe sahiptir, çünkü bu, büyüme ve ilerlemeyi teşvik eder; basın özgürlüğüne sahiptir, çünkü toplumsal eleştiri, politik liderlerin yanlış davranışlarını engeller; adil yargılanma hakkına sahiptir, çünkü güçlülerin kaprislerine bağlı mahkumiyetler sistem açısından kötü olur.
Anayasal haklarımıza gelince, örneğin, basın özgürlüğünü düşünün.Elbette bu hakkı sert bir şekilde eleştirmek istemiyoruz; bu özgürlük politik gücün bir yerde toplanmasını sınırlamak ve politik gücü olanları, yanlışlarını halka teşhir etme yoluyla yola getirmek için önemli bir araç. Ancak basın özgürlüğü, sıradan vatandaşın bir birey olarak çok az işine yarar. Medya, çoğunlukla sistemle bütünleşmiş büyük kuruluşların kontrolündedir. Birazcık parasın olan herkes bir şey bastırabilir ya da bunu internet veya başka bir kanal üzerinden yayabilir, ama onun söyledikleri medyanın muazzam miktardaki materyalinin arasında kaybolacak, bu nedenle de hiçbir pratik etkisi olmayacaktır. Bu yüzden toplumda kelimelerle bir etki yaratmak, çoğu birey ya da küçük grup için olanaksızdır. Örneğin bizi (FC) ele alın. Eğer hiçbir şiddet eyleminde bulunmasaydık ve bu yazılarımızı bir yayıncıya teslim etmiş olsaydık, büyük olasılıkla kabul edilmeyecekti. Kabul edilse ve yayınlansa dahi, büyük olasılıkla pek çok okurun dikkatini çekmeyecekti, çünkü medyanın yayınladığı yayınladığı eğlence programlarını seyretmek, ciddi bir makale okumaktan daha eğlencelidir. Bu yazılar çok sayıda okur bulsaydı bile, bu okurların çoğu oluduklarını hemen unutacaktı, çünkü akılları medyanın onları maruz bıraktığı bir yığın mayeryalle doldurulmuş olacaktı. Mesajımızı, toplumda kalıcı bir etki bırakabilme şansıyla sunabilmek için insanları öldürmek zorunda kaldık.
Anayasa tarafından garanti altına alınan bazı haklarımız olduğu için özgür bir toplumda yaşadığımız söyleniyor. Ancak, bu haklar göründükleri kadar önemli değildir. Bir toplumda var olan kişisel özgürlüğün derecesi, o toplumdaki kanunlar veya yönetim biçiminden çok, toplumun ekonomik ve teknolojik yapısına bağlıdır.
"Özgürlük"ten şunu kastediyoruz: Güç sürecini, ikame etkinliklerin yapay hedefleriyle değil, gerçek amaçlara ve hiç kimsenin, özellikle de hiçbir büyük kuruluşun müdahalesi, manipülasyon veya denetimi olmadan yaşayabilme fırsatı. Özgürlük, kişinin yiyecek, giyecek, barınak ve çevresinden gelebilecek her türlü tehlikeye karşı savunma gibi hayati meseleleri -bir birey ya da küçük bir grubun üyesi olarak- kendi kontrolü altında tutmasıdır. Özgürlük, güç sahibi olmak demektir; diğer insanları kontrol etmeyr değil, ancak kendi yaşamının koşullarını kontrol etmeye yarayan güç. Birileri -özelliklede büyük bir kuruluş- kişinin üzerinde bir güce sahipse, bu güç ne kadar iyi niyetli, hoşgörülü ve müsamahakar olursa olsun kişi özgür değildir. Özgürlüğü sırf hareket serbestisiyle karıştırmamak önemlidir.