Zaman bilindiği üzere bazen kuş gibi uçar gider, bazen sümüklüböcek gibi ilerler; ama insanın en çok hoşlandığı, onun cabuk mu, yavaş mı geçtiğini fark etmemesidir...
Kendini kanepeye atıp ellerini başının altına koydu, kıpırdamadan, neredeyse umutsuzca tavana bakmaya başladı. O anda yüzünde beliren ifadeyi duvarlardan bile saklamayı mı düşünüyordu, yoksa başka bir nedenle mi, bilinmez, yattığı yerden çabucak doğrulup ağır perdelerin bağlarını çözdükten sonra tekrar kanepeye uzandı...
Tüm hayatını bir kadının aşkına yatıran, kaybedince de çöken, artık hiçbir işe yaramayacak kadar kendini bırakan, hayata küsen bir erkek, erkek değildir...