Seda Ayık

Porfiri: “Hayır hayır, hiç de bundan ötürü değil,” diye yanıt verdi. “Bütün konu şu ki, onun makalesinde bütün insanlar ‘sıradan’ ve ‘olağanüstü’ olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Sıradan insanlar söz dinler kişiler olarak yaşamak zorundadır. Kanun dışına çıkmaya hakları yoktur. Çünkü onlar, malum, sıradan insanlardır. Olağanüstü insanlara gelince, bunların her türlü suçu işlemeye, bütün yasaları çiğnemeye hakları vardır. Çünkü bunlar olağanüstü insanlardır. Yanılmıyorsam siz böyle yazmıştınız, değil mi?”
Sayfa 469·Kitabı okudu
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
..’’Ne tuhaf huyunuz var; öylesine kabuğunuza çekilmişsiniz ki, doğrudan doğruya sizi ilgilendiren şeylerden bile haberiniz yok. Bu bir gerçek!”
Sayfa 467·Kitabı okudu
..’’Çevrenin suç işlemede büyük bir rolü vardır, bunu sana ispatlayacağım.” “Büyük bir rolü olduğunu ben de biliyorum, ama sen bana şunu söyle: Kırklık bir adam on yaşında bir kızı kirletirse, onu bu işi yapmaya zorlayan çevre midir?”
Sayfa 465·Kitabı okudu
Onlara göre, bütün kötülüklerin nedenini, ‘çevrenin bozukluğunda’ aramak gerek, başka hiçbir şeyde değil. Onların en sevdiği cümle budur. Bundan da şu sonuç çıkıyor. Eğer toplum normal bir biçimde düzenlenecek olursa, ortada protesto edilecek bir şey kalmayacağına göre, bütün suçlar hemen kalkıverecek. Herkes bir anda dürüst oluverecek...
Sayfa 463·Kitabı okudu
Genel olarak yeni tanıştığınız biri, anlattığınızı dinlemek için böyle derin ve yersiz bir ilgi gösterirse, bu ilgi daha ilk ağızda sizi rahatsız eder. Hele bu anlatacağınız şey, sizin görüşünüze göre, karşınızdakinin gösterdiği büyük ilgi ile ölçülemeyecek kadar basit ise, bu sizi büsbütün sıkar.
Sayfa 453·Kitabı okudu