Bir dağa bakarken, büyük ağaçların arasında yürürken şöyle düşünürsünüz: Buradalar işte. Buradalar, hem de benim için değil, zaten buradaydılar. Benden önce varlardı, benden sonra da var olacaklar.
Başka bir ifadeyle insanı kendine alaka duymaya, kendini korumaya ve kendi huzuruyla mutluluğuna özen göstermeye yönlendiren içgüdüsel bir yatkınlık keşfeder.
Çünkü bu amaçsız ve sakin yürüyüşler sırasında dünyadan bir şeyler beklemeyi bırakır bırakmaz, dünya da kendini size verir....... Yorgunluklar, başarılar, planlar, beklentiler dünyasında çoktan ölmüşsünüzdür. Ama bu güneş, bu renkler, şurada kıvrıla kıvrıla yükselen mavi duman, bu çıtırdayan dallar.. hepsi ama hepsi birer hediyedir.