Çizimler güzel fakat hikaye kaliteli değil, standart Deadpool trollüğü ve çizgi roman evreni sirandanligi daha iyi alternatifler illaki vardır bence uzak durun

Salih, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okuyor · Beğendi · 5/10 puan

Nöroloji biliminin standart görüşü beynimizin yeni bir düşünceye ya da yeni bir anıya sahip olduğumuzda fiziksel olarak değişikliğe uğradığı şeklindedir. Engramların başka bir deyişle hafıza izlerinin oluşması ile olur bu değişiklik. Bunun -yani gri peltenin beyindeki sinir spagettisinin- ötesinde zihin yoktur ve bu nedenle hatırlama diğer her şey gibi manipüle edilebilecek biyolojik bir süreçtir sadece manipüle etmekle kalmaz, aynı zamanda geliştirebilirsin de.

Sinestezya, Jeffrey Moore (Sayfa 320 - April Cep)Sinestezya, Jeffrey Moore (Sayfa 320 - April Cep)
İbrahim Ağkavak, bir alıntı ekledi.
14 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bazı paleontologlara göre, insanın ilk soyut fikri, yaklaşık 700.000 yıl önce ortaya çıkmıştır: Taş el baltaları, aynı standart ölçülerde yapılmaya başlandığında.
Bilim adamlarına göre bu, erken dönem insanının zihninde bir el baltasının nasıl olması gerektiğine ilişkin bir "fikri" olduğunu göstermektedir.

Fikirler Tarihi - Ateşten Freud'a, Peter WatsonFikirler Tarihi - Ateşten Freud'a, Peter Watson
Aslıhan B., bir alıntı ekledi.
17 May 23:23 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Seçim yapmaya da, başkalarının seçim yapmasına tanıklık etmeye de alışmamış olan bizler, birbirini değerlendirip yargılamamızı sağlayacak standart ölçülerden yoksun kalıyoruz böylece. Geriye kalan tek standart, kişisel beğeni -ya da onun ticari çeşidi olan, Kişilik- oluyor.

Talihli Bir Adam, John BergerTalihli Bir Adam, John Berger
SERPİL YILMAZ, bir alıntı ekledi.
17 May 16:38 · Kitabı okuyor

"Eğer hayatta neleri kabul edeceğiniz konusunda bir taban standart koymazsanız, hak ettiğinizin çok aşağısında davranışlara, tumumlara ve düzeysiz bir hayat kalitesine doğru kaymanın çok kolay olduğunu görürsünüz."

İçindeki Devi Uyandır, Anthony Robbins (Sayfa 34)İçindeki Devi Uyandır, Anthony Robbins (Sayfa 34)
Yusuf K, bir alıntı ekledi.
16 May 17:15

Bilimsel araştırma ve buluşlar yapma yöntem ve usûllerinin belli ve öğretilebilir olmalarına karşılık felsefenin filozoflar tarafından bile üzerinde uzlaşılan belli ve standart bir araştırma, düşünme yöntemi mevcut değildir. Bu da şu demektir ki her filozofun kendisine özgü bir felsefe yapma biçimi vardır. Bu durum yukarıda zikrettiğimiz Kant’ın ‘felsefenin değil, felsefe yapmanın öğrenilmesi gerektiği yönündeki ünlü sözünün doğru olmakla birlikte, felsefe yapmayı öğrenmenin bilim yapmayı öğrenmekten çok daha zor olduğu konusunda bizi uyarmalıdır.

Felsefeye Giriş, Ahmet ArslanFelsefeye Giriş, Ahmet Arslan
Ebru, bir alıntı ekledi.
 16 May 01:45 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Freire'nin okuma-yazmayı dil bağlamında ele almasının sebebi dilin yapısındaki ideolojik ve biçimlendirici özelliğidir. Bu özellik sömürgeleştirmenin bir yöntemi olduğu için bundan sıyrılmak için yerel dillerin kullanılması gerektiğini savunur. Bunu savunmasının sebebi de kültürel kodları taşıyan bu dilin bireyin yaşantısını daha da zenginleştirdiği ve standart dil gibi yabancılaştırmadığıdır. Daha da önemlisi bireyin kendi diliyle okuma-yazma öğrenmesi varoluşsal değerinin farkına varmasını sağlar.

Eleştirel Pedagoji, Adem Yıldırım (Sayfa 141 - Anı Yayıncılık)Eleştirel Pedagoji, Adem Yıldırım (Sayfa 141 - Anı Yayıncılık)
Ebru, bir alıntı ekledi.
 15 May 23:23 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Ses kavramı özgürleştirici bir okuma yazmanın geliştirilmesinde temel olmakla birlikte, amaç asla öğrencilerin kendi ana dillerini konuşmalarına sınır koymak olmamalıdır. Bu dile ilişkin sınırlama, kaçınılmaz olarak dilsel bir getto oluşumuna (yoksunluğa) yöneltir. Eğitimciler, öğrencinin "güçlendirilmesi" nin daha geniş anlamını çok iyi kavramalıdır. Yani güçlendirmenin Aronovritz'in "kendini takdir etme ve sevme süreci" olarak tanımladığı şeyle sınırlanmaması gerekir"( Freire, 1998a: 218). Eğitimciler ve siyasal önderler, "kendini sömürgecilikten kurtaran ve yeni-sömürgecilik için çekilmeyi yadsıyan, kendi öz yeniden yaratım peşinde olan bir toplumun başlıca kaygılarından birinin kaçınılmaz olarak dil olduğu(nu) kabul etmelidirler. Toplumu yeniden yaratma savaşımında insanlarım kendi öz dünyalarını yeniden fethetmeleri temel bir etmen olur. Öğ­retimde birinci dil olarak öğrencilerin dilinin okuma-yazma ile birleştirilmesine en yüksek önceliğin verilmesi aynı derecede önemlidir. Kendi öz dilleriyle tarihlerini ve kültürlerini yeniden yapılandırabilirler. Bu anlamda öğrencilerin dili, olumlu bir özüne değer verme duygusunun gelişmesinde bir önkoşul olarak, kendi seslerini geliştirilebilecekleri tek araçtır. Giroux'un belirttiği gibi, öğrencilerin sesi, işitmelerini sağlamak ve kendilerini dünyalarının etkin yazarları olarak tanımlamak için etkili ve yaygın bir konuşma aracıdır. Bu anlamda eğitimcilerin, öğrencilerin dilinin onu konuşanlara bağımlı olma yaşantısını durduracağı, bunun da ötesinde, standart dilin egemenliğine karşı direnmenin bir silahı olarak da kullanabileceği ve radikal bir eğitbilimin yol gösterdiği özgürleştirici bir okuma-yazma izlencesi geliştirilmeleri gerekir (Freire, 1998a: 217, 220).

Eleştirel Pedagoji, Adem Yıldırım (Sayfa 141 - Anı Yayıncılık)Eleştirel Pedagoji, Adem Yıldırım (Sayfa 141 - Anı Yayıncılık)
Ebru, bir alıntı ekledi.
 15 May 23:03 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Standart dil kültü­rel formlardan ve kodlardan arındırılmış bir yapıdadır. Böylece özgürleşmenin hiçbir yerinde bulunmaz. Bilakis standardize etme misyonuna sahiptir. Fakat Freire'ye göre okuma-yazmanın özgürleştirici bir pedagojinin önemli bir parçası olması isteniyorsa, okuma-yazma izlencelerinde buralardaki (ülkelerdeki) yerel dillerin kullanılması gerekir.

Eleştirel Pedagoji, Adem Yıldırım (Sayfa 140 - Anı Yayıncılık)Eleştirel Pedagoji, Adem Yıldırım (Sayfa 140 - Anı Yayıncılık)
Ebru, bir alıntı ekledi.
 15 May 23:00 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Dil okuma-yazmaya siyasal bir işlev ve içerik kazandırır. Siyasal bir proje olarak okuma yazmayı tasarlamak için dil faktörü etkili bir şekilde kullanılır. Bu tür bir okuma-yazma anti-demokratik ve baskıcı olur. Okuma-yazma, yalnızca insanların dilinde yürütülmesi ölçüsünde özgürleştirici ve eleştirel olabilir. Öğrenciler ancak yerli dil aracılığıyla "dünyayı adlandırabilir" ve onları "sessizlik kültürüne" hapseden toplumsal  ve siyasal yapıları dönüştürme sürecinde egemen sınıfla diyalektik bir ilişki kurmaya başlayabilirler. Böylece bir kişi (kadın ya da erkek) dili toplumsal ve siyasal yeniden kuruluş için kullanabilmesi ölçüsünde okur-yazar olur. Okuma-yazma izlencelerinde yalnızca egemen dilin kullanımı, bağımlı öğrencilerin egemen sınıfla diyalektik karşılaş­malara girme olanaklarını zayıflatır. Egemen standart dilde yürütülen okuma yazma, statükoyu besleyerek, yönetici sınıfı güçlendirir; eğitimde seçkinci modelin sürdürülmesini destekler. Bu seçkinci eğitim modeli, entelektüeller ve teknisyenler yerine anlıkçılar (intelechıalist) ve teknokratlar yaratır. Kısacası, egemen dilde yürütülen okuma-yazma bağımlı öğrenciler için yabancılaştırıcıdır; çünkü onları düşüncenin, eleştirel dü­şünmenin ve toplumsal etkileşimin temel araçlarmdan yoksun kılar. Onların yerli dili geliştirilip işlenmezse, düşünce ve eleştirel düşünme olanaklarına el konulursa, alt sınıftan öğrenciler kendilerini, kendi kültürlerini ve tarihlerini yeniden yaratamaz durumda bulurlar.

Eleştirel Pedagoji, Adem Yıldırım (Sayfa 139 - Anı Yayıncılık)Eleştirel Pedagoji, Adem Yıldırım (Sayfa 139 - Anı Yayıncılık)