Bir şekilde her birimiz hayatımıza devam ediyoruz, diye düşündüm. Ne kadar büyük ve ciddi bir kayıp yaşasak da, ne denli önemli bir şey elimizden alınmış olsa da ya da sadece üzerimizdeki deri aynı kalıp kendimiz tamamıyla farklı bir insana dönüşmüş olsak da, sessizce yaşamımızı sürdürüyoruz. Bizim için belirlenmiş zamanın sonuna doğru gittikçe yaklaşıyor, ardımızda bıraktığımız zaman dilimi uzaklaşıp kaybolurken ona veda ediyoruz. Gündelik hayatın sonu gelmez işini gücünü tekrar tekrar -bazı durumlarda büyük bir beceriyle- yaparak. Böyle düşününce büyük bir boşluk duygusuna kapıldım.
Thomas Hobbes, başka insanların gülünç başarısızlıklarıyla kendi statümüzün aniden yükselmesi arasındaki bu bağı anlamlandırmamızla hala belirleyicidir. "Kahkaha, başkalarının zaafları karşısında birdenbire kendimizde değer bulmamızdan kaynaklanan ani iftihar duygusundan başka bir şey değildir."