bana öyle geliyor ki kudretli, hararetli bir sevgi olmadıktan sonra gönül, geçmişe karışmış aşk hatıralarının lezzetiyle avunamaz. insanın kalbinde devamlı bir aşk fırtınası esmelidir. bu fırtınanın hükmü geçtiği anda karşılıklı bir sağanak onun yerini tutmalıdır. harareti sönmüş maceraların kalplerinde kalan enkazıyla oyalananlar, aşkı sevişmekten ziyade sevmek gibi kabul edenlerdir.
dümdüz erkeklerden, hatta kadınlardan hiç hoşlanmam. insan, hayatında biraz heyecan geçirmeli; elem ıstırap ve sevinç içinde koşmalı, didişmeli... sade ve sakin hayat, nasıl olsa ömrümüzün belirli bir gününde bizi gelip bulacak değil mi?
sır yoktur, dedi.
sır ertelenmiş bilgidir yalnızca. tanrı'nın bildiğini herkes bilir; sadece bilmek istemez. erteler, geciktirir, oyalar, kendinden saklar; görmezden anlamazdan gelmek ister. en korktuğu şey ölümdür insanın, değil mi? oysa insanlar aslında ölümden sonra ne olduğunu çok iyi bilirler. yani hiçbir şey olmayacağını. yalnızca ölünmüş olur. hiçlik. o kadar. insanlara ağır gelen gerçeklerdir, sırlar değil. bu yüzden gerçekleri sırlaştırırlar. katlanabilmek için. varolmaya, yaşamaya katlanabilmek için. sırlarla, gerçeklerle olduğu gibi başedilmesi gerekmez. sırlar yorgunluk vermez insana.