Elimi uzatsam dokunacakmışım gibi geliyor göğe. Ne istersem yapabilecek bir güce sahibim sanki o an. Duruyor zaman ve ben içinde kendimi buluyorum.Şarkılar söylüyorum daha önce söylemediğim. Kuşlar eşlik ediyor sanki. İçim göğün mavisine boyanıyor. Ruhum, ruhum uçsuz bucaksız günlere doğru giderken tüm ağırlığım benden öteye gidiyor. Hafifliyorum, hafifletiyor aldığım her nefes.Affediyorum. Kendimden başlıyorum affetmeye. Sonra isimler geliyor harf sırasına göre. Tek tek karşıma alıp konuşuyorum her biriyle teker teker. Bak diyorum sen üzdün beni. Diğerine bak diyorum seninle olan kahkahalarımı özledim, sen özlemedin mi beni?
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
En çok yaz çocuklarını merak ediyorum. Epey eğleniyorlardır. Ben üşüyorum genelde ve midemdeki ölü kelebeklerin tadı midemi bulandırıyor. Soğukta uçamazlarmış, özür dilerim. "Kelebeklerin mezarlığı" almak istediğin bir unvan ya da olmak istediğim kişi değildi. Ben de elbet içimde sonsuz bir yaz bulmak isterdim. Huzursuzluğum giderek artıyor ve yalnız kalma arzum.
Belki bir yaz çocuğuyla arkadaş olabilirim ve yeni kelebekler gelir. Toplu mezarlık olsa da içim, birkaç kişi kaybolmuş olsa dahi orda bir yerde, hayat biraz daha cezbedici olur. Belki gün bile değişir..