"Çünkü Catherine'le ilgili olmayan ne var ki? Onu bana hatırlatmayan ne var ki? Şu döşemeye baksam, taşların üzerinde onun yüzünü görüyorum. Her bulutta, her ağaçta o var. Geceleyin hava o dolu, her şeyde ondan bir parıltı var; gündüzleri ise çevremde ondan başka bir şey yok, her yerde o! Rastladığım kadın ve erkek yüzleri, kendi yüz çizgilerim bile, bir benzeyiş içinde benimle eğleniyorlar. Bütün dünya korkunç anılarla dolu; nereye baksam, onun yaşamış olduğunu ve benim onu yitirdiğimi görüyorum!"
"Ama tüm umutlarımı yitirmiş olarak yalnızlığa ya da beni hiç sevmemiş ve hiç sevmeyecek olan kimseler arasında yaşamaya yazgılı olduğum sürece, neşemi nasıl bulur, nasıl iyi olurum?"
Uzun zaman önce buradan koparılmış ve buraya tekrar dönmek zorunda kalan üç kardeşin hikayesi. Her şeyin birbiriyle bağlantılı olduğu, hiçbir şeyin tek başına var olmadığı ve birbirinden bağımsız açıklanamayacağı bir zincir. O an yaşananların yükü oldukça ağır olsa da çoğu şey zaten çok önceden yaşanıp bitmiş. Burada, bu taş basamaklarda olanlar, üç kardeşin gözyaşları, şişmiş suratlar ve onca kan, sudaki son halka... Çarpışmanın son kertesi aslında.