eren

Je ne connais que moi. La vie, c’est moi. Après ça, c’est la mort. Moi, ce n’est rien ; et la mort, c’est deux fois rien.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İçimizde fırlayıp yükselen ve yaşam tarafından boğulmuş gibi görünen o canlılık yok olmaz; bir yerde birikir. Orada yok edilemez bir rezerv vardır; bedenimizin güçlerinin zayıfladığı gün bile dağılmayacak olan. Bize gizemli bir yaşamı garanti eden de budur Cette vivacité qui s’élance en nous et qui semble étouffée par la vie, ne se perd pas ; elle s’accumule quelque part. Il y a là une réserve indestructible, qui ne se désagrégera pas le jour où les forces de notre chair fléchiront, ce qui nous garantit une vie mystérieuse…
Yüksek sosyete insanları, gösteriler ve dedikodularla tıka basa doldurulmuş olmaktan yarı entelektüel hale gelmiş olanlar; entelektüeller, düşüncesizlik ve rutinlerden dolayı yüksek sosyete insanlarına dönüşen. Paris'in bütün yozlaşmış kalabalığı, bu yeni aşırılıktan, bu yeni zayıflıktan memnun olduğunu söylüyordu. Mais les gens du monde qui sont des demi-intellectuels à force d’être gavés de spectacles et de racontars, les intellectuels qui deviennent gens du monde à force d’irréflexion et de routine, toute la racaille parisienne se disait enchantée de ce nouvel excès, de cette nouvelle faiblesse.

eren

, bir kitap okudu
Puan vermedi·72 syf.·
2026 42. kitabı
Thomas Bernhard
8.2/10 · 20 okunma