Öyleyse az vakit kaldı dünyada. Çünkü her şey keşfedilip kalıplaşınca, yumuşak gözlerinin cilâsına ve derinin üstündeki kumral tüy stepine el sürmüş olmayacağım bile. Her şey bilinince, yaratılınca ve yeniden harap edilince, bakışlarının labirentinde yine de baştan çıkarılacağım. Ve nefes yolundan çıkan hıçkırık beni şaşkına döndürecek, başka hiçbir şeyin döndüremeyeceği kadar. Bu nedenle de iskeletini daha iskelet olarak kucaklamak ve kemiklerini saran zincirin şakırdadığını işitmek istiyorum sonrasızlık gününde. Ve çürümüş yüreğinle, kendisine dönüşmüş olacağın avuç dolusu tozu, dağılmış ağzıma doldurup onunla boğulmak. Ve hiçliğini kendi hiçliğimin boyunduruğu altında tutmak. Tüm günlerin sonuna kadar yanında bulunmak ve seninle birlikte yuvarlanmakta olduğum sonsuz derinliğin dibine varmak istiyorum.