eren

il ouvrait pour la première fois sa fenêtre sur la vie.
Havanın açılmasında ve gökyüzünün bu doğurganlığında görünen oydu ki insanların tek görevi yaşamak ve mutlu olmaktı Dans cet épanouissement de l'air et cette fertilité du ciel, il semblait que la seule tâche des hommes fût de vivre et d'être heureux
Du ciel bleu descendaient des millions de petits sourires blancs.
Çocukluklarında gerçek hislerini görgü kurallarına kurban etmeyi öğrenen, kurban ettiklerinde gururlanan yaşlıların bilgeliği nedir peki? Hissetmeleri yasaklandığından yaşamsal olgu ve verileri algılamaktan ve ders çıkarmaktan yoksunlar. Bize bu insanlar ne verebilirler? Hissetmeleri ve algılamalarını imha eden prensiplerdir aktardıkları. Hissetme ve hislerini paylaşma yeteneğinden yoksun bu insanların tembihleri ve vaaz ettikleri neye yarar ki?
Deneyimlerimizden de bildiğimiz gibi, bir annenin hayatında çocuğunun, bilhassa ilk çocuğunun, ölümü çok büyük rol oynar. Bir çocuğun dünyaya gelmesi ebeveynlerde kendi çocukluklarıyla ilgili telafi arzuları uyarır. Ya çocuk kendilerine nasip olmayan iyi anne-baba yerine konulur: "İşte nihayet bana bakacak, benimle ilgilenecek, bana saygı duyacak" birisi. Ya da çocukta kendi çocuklukları aranır. "Annemin babamın bana vermediği her şeyi verebileceğim birisi." Çocuk küçük yaşta, özerklik istekleriyle anne-babanın beklentilerini hayal kırıklığına uğratmadan ölürse idealleştirilir. İdealleştirilmesi ve bu nedenle oluşan merkezi anlam, annenin ilerideki yaşamında sürüp gider.