ulusal kimliğin inkar edilmesi, asimilasyonun teşvik edilmesi, elbette, ilerici, devrimci ve demokratik bir tutum değildir. egemen ulusa mensup olanların bu tutumu övmesi, teşvik etmesi sahtedir, tuzaktır. bu, ırkçı ve sömürgeci politikaların bir gereğidir. (...) ulusal kimliğin inkar edilmesi, egemen ulusun yazarları, gazetecileri, yöneticileri tarafından ne kadar övülürse övülsün, tarihte, gelecekte, daima nefretle anılacaktır. küçümsenerek, aşağılanarak, kınanarak anlatılacaktır. övgüler, pohpohlamalar, hiçbir zaman sürekli olmayacaktır.
1971 doğu duruşmaları'nda ne söyleniyordu? "bugün bizleri duruşma salonlarınıza bile sığdıramıyorsunuz. gelecekte öyle kalabalık olacağız ki, spor salonlarına, spor sahalarına bile sığdıramayacaksınız." salonlar, cezaevleri yine dolu. tıklım tıklım dolu. fakat mücadele artık kırlara taşmış, dağlarda, ovalarda yankılanıyor.
sömürge toplumları yaralı toplumlardır ve sömürgecilik döneminde bu yara, günden güne, yıldan yıla artarak, derinleşerek, ağırlaşarak sürüp gitmektedir. sonunda vücudu felç durumuna getirmektedir. bu yarayı iyileştirecek en önemli tedavi, en önemli ilaç özgürlükler için, insanca yaşamak için, herkesle eşit bir şekilde yaşamak için yapılan kavgadır. bu kavga kısa zamanda istenen başarıya ulaşamasa bile, kölelik zincirlerinin kırılmasında, insanların yepyeni bir kişilik olarak yeniden doğmasında büyük bir aşama olduğu kuşkusuzdur.