sömürgeci ve faşist ırak yönetiminin güney kürdistan'da, halepçe'de kimyasal silahlar kullanması 17 mart 1988 tarihine rastlamaktadır. islam konferansı zirvesinin kuveyt'te toplanması ise, 20 mart 1988. islam konferansı zirvesi, afganistan sorunundan filistin sorununa, iran-ırak savaşından bulgaristan'daki türk toplumu olma özellikleri baskı altında tutulan türkler sorununa kadar her şeyi ince ince tartışmış, kararlar almıştır. fakat kürtlere karşı soykırım uygulaması gündeme gelmemiştir, bu soykırım konuşulmamıştır. afganistan'daki varlığından dolayı sovyetler birliği kınanıyor, filistinlilere uyguladığı terör politikasından dolayı israil kınanıyor. bulgaristan'daki türklerin isimlerini değiştirdiğinden ve onları bulgarlaştırmaya çalıştığından dolayı bulgaristan kınanıyor. fakat 5.000'in üzerinde çocuk, kadın, yaşlı kürt insanını bir çırpıda soykırıma uğratan, 10.000lercesini ağır yaralayan saddam hüseyin rejimini kınamak, soykırım eylemini konuşmak kimsenin aklına gelmiyor. işte saddam hüseyin yönetiminin soykırım uygulayabilecek rahatlığı kendisinde bulmasının temel nedeni budur. bu eyleminden dolayı uluslararası islam kurumlarında, arap kurumlarında eleştirilmeyecektir, bunun hesabı kendisinden sorulmayacaktır. sorunu uluslararası kurumlara gerektiği gibi yansıyamayacaktır. bu tür kurumlarda kürtlerin temsil edilmesine ise, zaten canla başla karşı çıkılmaktadır. bunlar, böl-yönet politikasının ve uygulamalarının sömürgecilere sağladığı kolaylıklardır, "kürdistan'ın ortak sömürge olarak kullanılması", "kürdistan'ın devletlerarası sömürge olarak değerlendirilmesi" kavramlarından bu ilişkileri anlamak gerekiyor.