Adını bilmediğimiz bir takım insanlar. Bilinçli bir şekilde belirsizleştirilmiş karakterler. Mekan soyut, zaman yok. Sembolik bir anlatım.
Kötülüğü, baskıyı, kıyımı inşâ eden gecenin işçileri. Kitap ismini burdan alıyor. Buna direnmeye zihinsel olarak bile karşı gelemeyen gündüzcüler. ( kötülerin ismini belirgin bir şekilde kullanırken yazar, gündüzcüler silik bir şekilde kullanılıyor. isimleri bile karşı gelemiyor kötülüğe.) Bunca kötülüğe sadece değişmez, kaçınılmaz olarak bakan insanlar. Belki de istemsizce ortak oldular. ( Deleuze der ki; her arzu kendi yok oluşunu arzular. Belki onlar da böyle hissettiler.) Yazgıya boyun eğdiler. Suçlarının isimlendirilmediği , yargılayanın belirsizliği bir kat daha arttırıyor acılarını. Kafka nın romanları geliyor akla. Kötülüğe karşı gelemeyen...
Yazar kötülüğe karşı direnecek yegâne şeyin dil olduğunu söylüyor. Neden dil? Bazı düşünürler benliğin yapılanmasında dilin çok önemli bir yeri olduğunu söylüyor. İnsanlar dil aracılığıyla dünyayı deneyimliyor. Dilin merhametli şefkatli olduğu yerde bireyde kendini öyle tasarlıyor.
Focault’ un mikro iktidar kavramına bakarak kitabı yorumlayabiliriz. Kendini her alanda hissettiren baskı, kaygı. Ve bu halde kendini var kılmaya çalışan insanlar. Toplumun, egemen düşüncenin dilinden düşüncesinden, kötülüğünden kaçarak kendini inşaa edenler. Onlara selam olsun.