Biz “edeb”in hakikatinden o kadar uzaklaşmışız ki, bugün “edebli insan” denince neredeyse silik, sünepe, korkak insan anlıyoruz. Buna karşılık saldırgan, çıkarcı, kaba adamları makul görüyoruz. Çünkü onlar “cevval, iş bitirici” adamlar bize göre...
Oysa tevazu kadar vakarda, barış kadar şavaşta, sükut kadar sözde, fedakarlık kadar yiğitlikte edeb vardır.
Zalime karşı susmak değil, ona haddini bildirmek edebdir. Kibirliye karşı tevazu değil, kibir göstermek edebdir.
“Ne yapman gerektiği, ne yapmak istediğin ve şu anda ne yaptığın aynı ise mutlusun demektir.”
(Bu cümleyi Japon NHK World televizyonunu bir sabah seyrederken işittim. Bilim adamı ömrü boyunca öğrendiği en büyük ibretin ne olduğu sorulunca bu cevabı verdi.)