StoneDraconis

StoneDraconis
@stonedraconis
H.G.
Öğrenci
Ondokuz Mayıs Üniversitesi/Sosyal Hizmet
Tokat
233 okur puanı
Haziran 2014 tarihinde katıldı
Bu sayfaya bir başkasının daha ekleneceğine hiç ümit vermemiştim. Hep o karanlık dünyamda saklı kalacağımı ve kimsenin beni bulmasına izin vermeyeceğimi düşünmüştüm. Fakat hayat bu kadar adil değilmiş. Saklandığınız o kuytu köşede sizi buluyor ve asla yapmam dediğiniz şeylere sizi bağımlı ediyormuş. Hatta bunu yapması için yıllara ihtiyacı yok sadece bir an sadece birkaç dakika yetiyor hayatının değişmesine. Yeni planlar yapıyorsun yeni hayaller düşlüyorsun sonra. Her şeyin güzel olacağına düşünüyorsun ve de sonsuza kadar mutlu yaşayacağını. Artık her gün uyanmak daha bir anlamlı geliyor sana. Sabah yatağından çıkmak daha kolay. Hayatta mutlu olunacak şeylerin ne kadar fazla olduğunu fark ediyorsun. Dünyanın somurtmak için çok kısa olduğunu düşünüyorsun. Önünde seni bekleyen yaklaşık elli yılın ve bu yılları beraber paylaşabileceğin bir insana sahipsin. Ama dedim ya hayat hiç adil değil. Dünyada yaşayan tek insanda siz değilsiniz. Sizin dünyanızın merkezinde olan insanlar için siz sadece bir gök taşı olabiliyorsunuz. Seninle kurulan düşlerin hepsinin aslında başkasıyla beraber kurulduğunu, başkasıyla beraber yaşandığını ve gerçekleştiğini öğreniyorsunuz. Her gün konuştuğun insan bir gün sana gelip daha fazla söyleyecek sözünün olmadığını ve sonsuza kadar mutlu yaşamanı istediğini söylüyor. Sanki seni hiç tanımıyormuş veya neler hissettiğini hiç önemsemiyormuş gibi. Neden bütün bunlar oldu diye durup düşünüyorsun. Nerede hata yaptım veya suçlu ben miyim? Sonra gerçekler ardı ardına sıralanıyor. İkinizin de suçu yok. Sadece farklı kelimelere farklı anlamlar yüklediniz o kadar. Herkes farklı bir hayat yaşıyor. Kime bu benimle aynı şeyleri hissediyor diyorsan yanılıyorsun. Herkesin bir geçmişi var ve bu geçmişle getirdikleri hisleri. Seni çok seviyor olması geçmişteki
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Müthiş bir yazı olmuş. Baştan sona okumanızı öneririm. biliyomuydun.com/modern-hayatlar...
"Yirmi altı yaşındaydım. Amerika'ya yeni gitmiştim. Osgood'un araştırma asistanlığını yapıyorum. Aynı odada, John ve Gary adında iki asistan daha var. Bir cumartesi günü ofise gittiğimde, halının üstünde emekleyen bir oğlan çocuğu gördüm. Gary oğlunu getirmişti. Herkes kendi işini yapıyordu, ben de masama oturdum, çalışmaya başladım. Odada oldukça alçak meşin bir koltuk vardı. Fark ettiğimde, çocuk ona çıkmaya çalışıyordu. Bir bacağını atıyor, tutunuyor ama bir türlü koltuğa çıkamıyordu. Çocuk bunu dört beş kez denedi. Baba bir yandan çalışırken bir yandan göz ucuyla oğlunu takip ediyordu. John ise hiç ilgilenmiyordu; tamamiyle kendi işiyle meşguldü. Çocuk yine deneyip çıkamayınca yerimden kalktım, çocuğun koltuk altlarından tuttum. 'Hoppa!' dedim ve onu meşin koltuğun üstüne bıraktım. Çocuk hiç beklemiyordu, önce şaşaladı, sonra koltuğun üstünde öyle kalakaldı. O zaman bilmiyordum, ama şimdi biliyorum, benim anlam çerçevem içinde o küçük çocuk benim yeğenimdi, ben de onun amcası. İçinde büyüdüğüm kasabanın anlam çerçevesi o çocukla aramızdaki ilişkiyi öyle tanımlamıştı. Yeğenim koltuğa çıkmaya çalışıyordu ve amcası olarak ona yardım etmek bana düşerdi. Çünkü babası Gary ve amcası John bir şey yapmaya pek niyetli gözükmüyordu! Vazifesini yapmış bir amcanın mutluluğu içinde gülümseyerek Gary'e baktım. 'Neden yaptın?' diye sordu. Vazifesini yapmış bir amcanın rahatlığı içinde, 'Çıkmaya çalışıyordu' dedim. Gary, 'ben de biliyordum çıkmaya çalıştığını, sen niye yaptın?' diye üsteledi. Şaşırdım ve sinirlendim. İçimden, bu Amerikalılara iyilik yaramıyor, diye düşündüm. Ama merak etmekten de kendimi alamıyorum. Sonra sordu, 'Sen ne yaptığının farkında mısın?' İçimden yine sinirlendim. İstanbul psikolojiyi bitirmiş, iki yıl asistanlık yapmış, aydın bir insandım. Ne yaptığımın
Bulutların kalbi kırılmış ağlıyor sanırdım çocukken yağmur yağdığında. Şimdi farklı düşünüyorum. Toprakla yağmur aşıkmış da sonrasında çıkan o muhteşem toprak kokusu aşkın kokusuymuş sanki. Sanki bahar düğünleri, açan çiçekler çocukları gibi geliyor bana. (alıntıdır)
İlk bir iki gün hepimiz kendi ülkelerimizi görmeye çalışıyorduk. Üçüncü ve dördüncü günlerde ülkemizin yer aldığı kıtaları birbirimize gösteriyorduk. Beşinci güne geldiğimizde sadece tek bir Dünya olduğunu fark etmiştik. Prens Sultan bin Salman El Suud Suudi Arabistanlı astronot