Yürüdüğün yola tapan bir adamdan daha azıyla yetinme.
Kitap Yorumu: Flört Koçu — Stephanie Archer
Vancouver Fırtınası Serisi 3 *
4.5/5
Trope'lar: Spor Romantizmi/Arkadaştan Aşka/ Flört Dersleri/İlk Erkek Aşık Olur
Hayden serideki yeni favorim olmuş olabilir.
Konudan bahsedeyim. Darcy, uzun süren ilişkisinin bitmesinden sonra kendine yeni bir hayat kurmak için Vancouver’a taşınıyor. Burada en yakın arkadaşı Hayden ile aynı evi paylaşmaya başlıyor. Hayden ise dışarıdan bakınca rahat, flörtöz ve özgüveni yüksek bir buz hokeyi yıldızı. Ama iş Darcy’ye gelince bütün o rahat tavırlar bir anda dağılıyor. Çünkü bu adamın içinde “arkadaşım” diye susturmaya çalıştığı ama her sayfada kendini belli eden kocaman bir aşk var.
Darcy yeniden flört etmeyi öğrenmek isteyince Hayden ona yardım etmeye başlıyor. Yani görünürde onun flört koçu oluyor ama aslında okurken çok net anlıyoruz ki Hayden kendi kalbini elleriyle ateşe atıyor.
Benim kitapta en sevdiğim şey, Hayden’ın Darcy’ye olan sevgisinin her sahnede kendini hissettirmesiydi. Onu desteklemesi, yanında olması, kendi ayakları üzerinde tekrar durmasına alan açması çok güzeldi. Bu yüzden kitap sadece tatlı bir spor romantizmi gibi değil, aynı zamanda iyileştiren bir aşk hikayesi gibi hissettirdi.
Arkadaştan aşka dinamiği de bence çok iyi işlenmişti. Çünkü bu trope’ta beni en çok çeken şey, karakterlerin birbirini zaten çok iyi tanıyor olması ve bir noktadan sonra o tanıdıklığın başka bir şeye dönüşmesi. Darcy ve Hayden arasında da tam olarak bunu okumak çok keyifliydi. Hele “ilk erkek aşık olur” tarafı… Hayden’ın Darcy söz konusu olduğunda sürekli açık etmesi çok tatlıydı.
Bu seride özellikle Vancouver Storm ekibini, takım arkadaşlıklarını ve önceki karakterlerin hikayeye dahil olmasını çok seviyorum. Gerçek bir takım ve
Merhabalar. Biliyorsunuz bu seriyi bir ara büyük bir heyecanla okudum 11 seriyi okumuştum son üç serim kalmıştı bırakmak zorunda kalmıştım. Şimdi tekrar döndüm heyecanı aynı şekilde yakaladım, efsanevi epik fantezi serisi Zaman Çarkı’nın (The Wheel of Time) 12. cildi olan “Fırtına Toplanıyor” (The Gathering Storm).
Bu kitap, serinin gidişatı açısından oldukça özeldir; çünkü orijinal yazar Robert Jordan’ın vefatından sonra, onun bıraktığı notlara dayanarak Brandon Sanderson tarafından kaleme alınan ilk kitaptır.
Dünyanın son savaşı olan Tarmon Gai’don yaklaşırken, evren tam bir kaos ve karanlık içine sürüklenmektedir. “Ejder” Rand al’Thor, dünyayı birleştirmeye ve Karanlık Varlık ile son savaşa hazırlanmaya çalışırken, hem dış düşmanlarla hem de kendi içindeki karanlıkla mücadele etmektedir.
Rand, dünyayı kurtarmak için “çelikten daha sert” olması gerektiğine inanmaktadır. Ancak bu sertlik onu duygusuz, merhametsiz ve neredeyse zalim bir lidere dönüştürür. Kitap boyunca Rand’in psikolojik çöküşünü ve en sonunda yaşadığı o meşhur ruhsal kırılma/aydınlanma anını (Dragonmount zirvesindeki sahne) takip ederiz.
• Egwene al’Vere ve Beyaz Kule: Kitabın en güçlü yanlarından biri Egwene’in hikayesidir. Egwene, Beyaz Kule’de (Aes Sedai’lerin merkezi) esir tutulmasına rağmen, içeriden bir direniş başlatır. Bölünmüş olan Aes Sedai’leri otoritesi ve iradesiyle tekrar birleştirmeye çalışır.
• Seanchan Tehdidi: İstilacı Seanchan orduları kıtayı tehdit etmeye devam ederken, Beyaz Kule’ye düzenledikleri baskın dengeleri tamamen değiştirir.
• Karanlığın Güçlenmesi: Terk edilmişler (Forsaken), özellikle Graendal ve Semirhage, Rand’i köşeye sıkıştırmak için sinsi planlarını devreye sokarlar.
Bu kitap, “ışığın” ve “karanlığın” en sert çarpışmalarından birine sahne olurken, karakterlerin
Iron Kings MC adlı serinin ikinci kitabı kendileri ilk kitap zaten başkanın kızını anlatıyordu . Bu kitapta tipine aşık olduğum başkan abiyi anlatıyor :D
Iron Kings Başkanı Spartan 45 yaşında kulübün geneli gibi asker geçmişli bir içim su arkadaşımız:))
Uzun zaman önce kulüpten bir hain karısının ölümüne sebep olmuş gidip ayrı bir kulüp kurmuş ve daimi devam eden bir düşmanlık var .
Daniella 35 yaşında son iki senedir kaçak yaşıyor kadın müthiş zengin bir mimarken sahtekarlık yapan bir inşaatçıyı şikayet edince adam peşine takılmış . Kadın canını kurtarmak için kaçak yaşıyor travma falan olmuş . motosiklet kulübünün olduğu yerde garsonluk yapıyor ve Spartan ile aralarında müthiş bir çekim var . fakat her ikisi farklı sebeplerle ayrı duruyor . Sonunda belli bir yakınlaşma ve sevgililik oluyor . Adam gerçekten çok anlayışlı şahane bir yaratıktı yani tipinin üstüne bu bal kaymak oldu . Sonlarda oldukça aksiyonlar yaşandı adamın düşmanı kadınının düşmanı derken iki koldan düşmanlarla uğraşıldı .
SpartanFranca Storm · Independently published · 01 okunma
Yani eğer güven vermeyen, aşağılayan, sapkınlık yapan ve bağımlılığı aşkla karıştıran bir sürü domuz erkek hikâyesi istiyorsanız… alın bu seriyi ve okuyun.
Ben bayıldım, bayıldım.
Bazen bu tip karakterler ruhuma iyi geliyor. Daha geçen gün kasabada geçen, çok karakterli ve düzgün bir memur olan adamın hikâyesiyle mutluyken; canım bir anda dark mafya çekince uğrayacağım yazarlardan biri oldu.
Serinin birinci kitabına uzun bir yorum yaptım ama Storm da gayet güzeldi.
3.4.kitap onun hikayesiydi.
Yine de her zaman söyleyeceğim:
Benim en sevdiğim mafya adamım KİNG Chasen Salazar.(1.2.kitaptaki kahraman adamim)daha ustune tanimam .
StormAbbi Glines · Independently published · 05 okunma
Mafya kovboylardan bekleneceği üzere bu serideki erkeklerimiz;
vahşi, kaba, küstah, patronluk taslayan, kavgacı, cüretkâr, müstehcen konuşmayı seven, karanlık, gizemli, tehlikeli, ukala ama bir o kadar da cezibeli adamlardı.
Yer yer o güzel suratlarına yumruk atmak isteyeceğiniz olaylar çıkaracaklar. Bazen de “Ah keşke bu adam benim olsa…” dedirtecek kadar etkileyici olacaklar.
Hepsinin tek ortak noktası ise kadınlarına olan düşkünlükleri.
Aşk meşk değil olay; adeta taparcasına, hatta bazen eziyet ederek sahipleniyorlar kadınlarını.
Eğer feminist ruhunuz baskınsa lütfen okumayın. Çünkü onları çekip vurma isteğinizi artıracak kadar kötü adamlar.
King benim favori oğlanımdı.
Storm, Sebastian ve psikopat Thatcher da aynı seviyede tehlikeliydi.
Fakat King’e ben bir başka düştüm.
Bu arada yetişkin sahneleri… Alev alev.
Acayip edepsizler.
Genelde kadınlarına hava kadar muhtaç yazılan karakterleri severim ama bu oğlanlarda çıta baya yüksekti.
Takıntılı derecede kadınlarına bağlanıyorlardı.
Bir de etiket takmadan kadınları yanlarında tutup duruyorlardı.
İlişki, aşk, sevgili, yar… hiçbirini kabul etmiyorlar.
Sürekli “ihtiyaç”, “muhtaçlık” deyip durdular; ta ki kitabın sonlarına doğru cesaret edip gerçeği anlayana kadar.
Bu durum hem korkutucu, hem sinir bozucu, hem de cazipti.
“Keşke bir tık daha uysal olsalardı” dedirtti bana.
Ama serinin tüm ihtişamı da zaten buradan geliyordu.
Sınır tanımayan psikopat tatlı kovboylar ve onların taptığı biraz aptal kadınlar…
Slay KingAbbi Glines · Independently published · 05 okunma
Son âna kadar sari saçli genç ile turuncu saçli kizin evleneceğini düşünmüştüm. Paragöz bi babanin nasil babalik yapamadigini okuduk. Ama kızın nereye kayboldugunu anlayamadim. Anlayan varsa yazabilir mi?
Meşe Ağaçlı ŞatoTheodor Storm · İlgi Kültür Sanat Yayınları · 202124 okunma