Çünkü kurguların okullar için yarattığı güzel ve ideal dünyalar -Lamartine “imkânsız” dünyalar olduğunu ileri sürerdi- okurlara yaşadıkları dünyanın kusurlarını gösterir ve onları şu bariz gerçekle yüzleştirir.
Vatandaşların fikirlerini ve isteklerini belirtbileceği, eleştirilerini ifade edebileceği tüm yolların -basın, siyasi partiler, seçimler- kapatıldığı toplumlarda, edebiyat, edebi olmanın ötesine geçen ve siyasileşen bir önem üstlenir kendiliğinden.
Hepsi kurgunun naif demokrasilerin sandığı gibi yalnızca bir oyalanma yöntemi değil, her an zihinde ve hayal gücünde patlayarak okurlarını ayaklanan muhaliflere dönüştürebilecek düşünsel ve ideolojik bir saatli bomba olduğuna inanır.
Dünyanın gördüğü tüm diktatörler, tüm yaratının ve kurguların yayılmasının kurulu düzeni tehlikeye atabileceğine ve disiplini, yani toplumsal uyumu yıpratabileceğine inanarak edebi yaratılara sansür uygulamaları dayatmıştır.