Berrak bir yaz günü içmek istediğim bir şarap gibiydi, kaybolmak istediğim bir altın rengi akşamüstü, hazır pizzayı ve kıvamı asla aynı olmayan limonlu turtayla geçirilen bir akşam yemeği...
Vincent van Gogh kendi kendini vurduğunda, kardeşi ona, göğsündeki kurşun yarasının iyileşeceğini söyleyerek onu rahatlatmaya çalışmıştı. İşte bu sözlerden sonra, Vincent van Gogh son sözlerini söylemişti: "La tristesse durera toujours."
Hüzün, sonsuza dek sürecek.
Yalan da değildi. Hüzün vardı, umutsuzluk vardı, acı vardı ama aynı zamanda kahkaha, neşe ve huzur da vardı. Sevgi olmadan keder veya keder olmadan sevgi asla var olamazdı ve teyzemin de bu duygular sayesinde yaşadığını düşünmeyi seçtim. Onu hasta eden her şeyin gölgesinde bulduğu tüm ışık, sevgi ve neşe sayesinde. Sevdiği için yaşamıştı, sevildiği için yaşamıştı ve bize ne güzel anılar bırakmıştı.