İsmail Eskiocak

İsmail Eskiocak
@suatis
https://1000kitap.com/kitap-hic-aldatmayan-bir-arkadastir--1513853

İsmail Eskiocak

, bir kitap okudu
9/10
·461 syf.·
Beğendi
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2020 16:07
·
2020 8. kitabı
Victor Hugo
9.4/10 · 105,3bin okunma
Reklam
Bir günde iki defa meyve veren fidan
Bir Padişah bir gün Bağdat kentinin dışındaki bahçeleri gezerken, ihtiyar bir adamın Dicle Nehri kıyısında hurma fidanı diktiğini görür, yanına gider ve sorar: —Ey ihtiyar! Hurma ağacı kırk senede ancak meyve verir. Sen ise yaşlısın. Meyvesini yiyemeyeceğin ağacı dikip de ne yapacaksın? İhtiyar cevap verir: — Gördüğünüz bu ağaçlar, daha önce başkaları tarafından sırf bizim için dikilmiştir. Biz onlardan yedik ve onlara rahmet eyledik. Ben de bu fidanı kendim için değil, benden sonrakiler için dikiyorum. Onlar da bize rahmet eylesinler. Bu cevap Padişah'ın hoşuna gider ve yaşlı adama içinde para bulunan bir kese vererek ona bir iyilikte bulunur. Adam verilen parayı aldıktan sonra, eliyle sakalını sıvazlar ve Allah’a şükür der. Padişah: “Niçin Allah’a şükrediyorsun” diye sorduğunda adam şu cevabı verir: — Herkes diktiği ağacın meyvesini kırk sene bekledikten sonra ancak alır, oysa ben bugün diktiğim ağacın yemişini bugün alıyorum, nasıl şükretmem? Verilen cevaplar Padişah'ın hoşuna gidiyor tabi ki. Tekrar adama bir kese vererek ona bir iyilik daha yapar. Bunun üzerine adam bir kere daha şükrettikten sonra konuşmasını şöyle sürdürür: — Bu defa şükredişimin sebebi de şudur, başkaları ağaçlarının ürününü yılda bir kere alırken ben fidanı ektiğimin ağacın gününde iki kere yemişini alıyorum. Padişah gülümseyerek vezirine döner; -Yürü gidelim bu ihtiyar bizde para bırakmayacak.
Padişahla Vezir
Padişah ve veziri iki seyyah kılığında ülkeyi dolaşıyorlardı. Akşam olup saraya dönecekleri sırada bir derenin kenarında kışın ayazında deri tabaklayan bir ihtiyar dikkatlerini çekti.Yanına gittiler. Padişahla ihtiyar arasında şöyle bir konuşma geçti. - Esselamu aleyküm ey pir-i fani - Ve aleykümselam ey serdar-ı cihan. - Altılarda ne yaptın? - Altıyı altıya kaymayınca otuz ikiye yetmiyor. - Geceleri kalkmadın mı? - Kalktık, lakin ellere yaradı. - Sana bir kaz göndersem yolar mısın? - Hem de hiç ciyaklatmadan! Padişah ve veziri bu tuhaf konuşmadan sonra yeniden saraya doğru yola koyuldular. Padişah hâlâ gülüyor, Vezir ise şaşkınlık içerisinde konuşulanları yorumlamaya çalışıyordu. Padişahın gülüşünden de cesaret alarak soruverdi: - Hünkarım, siz o ihtiyarla ne konuştunuz? - Ne, anlamadın mı sen konuştuklarımızı? - Hiç hiç bir şey anlamadım hünkarım.
Yanlış Mail
Adamın biri yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır. Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar verir. Fakat yazdığı mesajı farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir.... Tam bu sırada farklı bir yerde kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki maili görür, arkadaşlarından geldiğini düşündüğü maili okuyunca olduğu yere yığılıp kalır. Odaya giren annesi yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür. - "Kime : Sevgili karıma Konu : Yeni ulaştım. Tarih : 16 Mayıs 2004 Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Her şey yarın senin buraya geleceğini düşünülerek hazırlanmış. Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin. Not: Burası çok sıcak."
Biraz da gülelim :)
Pazarlama Temsilcisi Coca Cola´nin pazarlama temsilcilerinden biri, Arabistan´daki görevinden hayal kırıklığı ile dönmüş ve niye başarılı olamadığını arkadaşlarına anlatmış: -Beni Arabistan´a ilk gönderdiklerinde iki sorun vardı. Arapça bilmiyordum. Halkta da okuma-yazma öyle iyi değildi. Bu yüzden, onlara vermek istediğim mesajı yan yana üç resim halinde düzenledim. Birinci resimde bir arap... Çölde kumların üzerinde sürünüyor, susuzluktan kavrulmuş, ölmek üzere. İkinci resimde arap, kumların arasında bulduğu Coca Cola´yı içiyor. Üçüncüde adam dipdiri, ayakta, canlı ve neşeli... -Eee, harika fikir. Anlamadılar mı? -Anladılar anladılar ama...Sorun da bu. Araplar sağdan sola okurlarmış meğer!..:))
Reklam