Uzun bir aradan sonra Dostoyevski ile tekrardan buluştuğum, hasret giderdiğim için mutluyum. Bilindiği üzere Dostoyevski kumar borcunu kapatmak için bu kitabı sadece 25 günde yazıyor. Şahsen yazarlarla henüz o noktaya, o ilgili noktaya inemedigim ve birazda inmek istemediğim için bizi ilgilendirmez deyip geçiyorum. Kumarbaz'ı, ismi gereğiyle bir çarkıfelek masası üzerinde geçen, konunun sadece masadan masaya döndüğü bir kitap diye hayal etmiştim. Tabii ki yanıldım. Uzun süre Dostoyevski' ye uzak kaldığım için oldu sanırım. Konusu her ne kadar farklı olmasa bile ruh çözümlemeleriyle, durum betimlemeleri ve tahlilleriyle Dostoyevski farkını ortaya koyuyor.
----------------------------------------------------
Konu iki şekilde ilerliyor; bir rulet masası başında, bir de telgraf başında. Evet, gerçekten böyle ilerliyor. Peki bu ikisinin benzer yanı ne diyeceksiniz şimdi. Elbette! "haksız yoldan para kazanma isteği". Bir kısım rulet masası başında zengin olmayı ümit ederken diğer bir kısım insan ise telgraf başında ölüm haberini yada daha doğrusu "miras" haberini bekliyor. Bu da demek oluyor ki zengin olunmak isteniyor ancak bunun için herhangi bir çaba, bir üretkenlik, bir çalışma yok! Sözümona, zengin olunmak, bir saygınlık veya itibar kazanmak için ortada bir emek yok.
Bu olayların yani sıra farklı bir olay daha yaşanıyor. Baş karakterimiz, Aleksey İvanoviç ve Polina arasında geçen değişik ve sürükleyici bir ilişki. Aleksey, kendisinin kölesi olmaya bile razı olacağı Polina'ya aşık. Evet, aşık! Aşkının hırsıyla oturduğu rulet masasından bir gece şehrin en zengini olarak kalkarken bazı geceler dipteki en dipteki, hiç bir şeyi olmayan bir insan haline bürünüyor. Olaylar ilerledikçe karakterimiz de bir kumar tutkunu yani kumarbaz olup çıkıyor. Hatta kumar tutkusu o kadar