İlim öğrenen kişi yalan vaatlerle kendini oyalamamalı, ardı arkası
gelmeyen meşguliyetler bitecek diye kendini umutlandırmamalıdır. Çünkü
her vaktin bir meşguliyeti, her zamanın da bahane olarak sürülecek mazereti
vardır
İnsanların zekâ ve anlayış kapasiteleri farklı olsa da, bu nimetlerden
nasibi az olan kişiler cehâlet bataklığından kurtulup ilim mertebelerinin en
aşağısı dahi olsa oraya yükselecek kadar ilim elde etme ümidini
yitirmemelidir. Zira su bile yumuşak olmasına rağmen yalçın kayalara tesir
ediyorken, nasıl olur da ilim kendisine meraklı olan ve kendi peşinden
koşan kişiye tesirde bulunmaz?
İnsanın ilim peşinden gitmesine engel olan hususlardan biri de kişinin
ilmin zor olmasını ve çok emek gerektirdiğini zannetmesi, akıl ve
kapasitesinin azlığından dolayı bu işin altından kalkamayacağı hissine
kapılmasıdır. Bu zan, kusurlu insanların bahanesi, âcizlerin de korkusudur.
Çünkü bir şeyi denemeden o şey hakkında haber vermek (konuşmak)
cehâlet; musibetten önce korkmak da acziyettir.
Şair şöyle demiştir:
Gözünde büyütme işleri
Hüsrandır korkağın âkıbeti
“İki iş hususunda seçim yapmakta zorlandığında sana hoş geleni bırak da
ağır gelenini al!”
Bu sözün ifade ettiği hükmün illeti şudur:
Nefsi, zor olan bir işi yapmada
üşengeç ve ağır davranır. Bu ağır davranış ve uzun süreçle birlikte
bilinmeyen hakikat ve müphem olan doğrular zâhir olur.