︎Subahat︎

︎Subahat︎
@subahat_ali
Bir ayetle hem yahudilere , hem hristiyanlara cevap..
"Meryem oğlu Mesih, yalnızca bir elçidir. Ondan önce de elçi-ler gelip geçti. Onun annesi dosdoğrudur. İkisi de yemek yerlerdi. Bir bak, onlara ayetleri nasıl açıklıyoruz? (Yine) bir bak, onlar nasıl da yüz çeviriyorlar?" Maide/75 Bakınız, tek ayette tüm olay açıklanıyordu. Bu açıklama ne Yahudileri ne de Hristiyanları memnun edecek siyasi bir tavırda değildi. Ayetin girişinde, Hz. İsa'nın (a.s.) peygamberliği tasdik ediliyor. Hz. Meryem sıddîk (temiz, doğru sözlü) olmakla tavsif ediliyordu. Yani Yahudilerin ona attığı iftira yalanlanıyor. Bu kısma kadar olan bölüm, Yahudilere cevaptı. Devamında buyruluyor ki; "O ikisi yemek yerlerdi." Yani yemek yemeğe ve sonrasında tuvalete gitmeye ihtiyaç duyarlardı. Bunlar ise ilahta olmayacak şeylerdir. Bu kısımda da Hristiyanlara cevap veriliyordu. Hz. Muhammed (s.a.v.) -hâşâ- siyaset için yalan söyleyen birisi olsaydı, tüm grupları karşısına almasındaki neden ne olabilirdi?
Sayfa 219
Nefislerinizi öldürünüz!
İnsanın hakikat âlemine muttali olması için nefs-i emmâresini öldürmesi gereklidir. Kuşeyrî nefsi öldürmekle yapılan tevbenin Muhammed ümmeti için de gerekli olduğunu, ancak İsrâîloğulları kendi canlarına kıyarken, bizim içimizdeki nefsi mânen öldürmemizle tevbenin gerçekleşeceğini söylemektedir. Bu hususta ilk adım Allah için insanın nefsinden sıyrılıp rabbine yönelmesidir. İnsan, İsrâîloğulları'nın tevbesini bizimkinden daha zor zannedebilir. Ancak durum zannedildiği gibi değildir. Zira onlar nefislerini bir kez öldürüp kurtulurlar. Bu ümmetin seçkinleri ise nefislerini her an öldürürler. Nitekim bir şair şöyle der: Ölüp de istirahata kavuşan ölü değildir. Asıl ölü, yaşayan ölülerdir.
Sayfa 396 - Bakara /54
Ömür köküne tevbe suyu dök!!!
Mesnevî'de şöyle denilmiştir: Kökü nefes olan ömrün geçenine üzülme, Onun hayat suyu tevbedir, eğer kurumamışsa, Ömür köküne (tevbe) hayat suyunu dök Tâ ki hayat ağacı kurumasın, canlı olsun.
Sayfa 391
Her kavmin taptığı bir buzağı vardır.
et-Te'vilâtü'n-Necmiyye'de şöyle denilmektedir. Her kavmin Allah dışında taptığı bir buzağısı (putu) vardır. Kimileri dirhem ve dinar buzağısına; kimileri şehvet, kimileri makam, kimileri de hevâ buzağısına tapar Bu sonuncusu Allah'ın en sevmediği iştir. Allah saîd kimselerin kalbine şöyle demelerini ilhâm eder. "Ey kavim, siz buzağıyı ilâh edinmekle nefsinize kötülük ettiniz." Halikınıza tevbe ediniz. Mâsivādan yüz çevirerek Allah'a dönünüz. Bu ise ancak nefsinizi öldürmekle olur. O zaman nefsin hayatı demek olan hevânızı terbiye ederek nefsinizi öldürünüz."
Sayfa 390
Mesnevi'den
Ey sultanlar, biz dışardaki hasmımızı öldürdük. İçimizde ondan daha kötü bir hasım kaldı. Onu öldürmek aklın kârı ve işi değildir. Çünkü bâtın aslanı tavşanın oyuncağı değildir. Nefs ejderhâdır, öldü sanılsa da diridir, Vasıtasızlık üzüntüsüyle donmuş gibi durur. Eğer bir vâsıta bulsa hemen Fir'aun kesilir. O zaman hemen onun emriyle ırmağın suyu kesilir. Öyle bir Fir'avunlık binâsı yapar ki, Bu uğurda yüz Mûsâ ve yüz Hârûn'un yolunu vurur.
Sayfa 384