Nazmiye Önel, bir alıntı ekledi.
23 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Haklısınız, çelişiyor; Müslümanların görüntüsü çok vahim. Bununda bana göre iki sebebi var. Birinci, bu programı kullanmadaki yetersizliklikleri; ki bu, kullanıcının hatalı olduğunu gösterir, programın değil; ikincisi de diğer iki programın kullanıcılarının iş birliği halinde yeni programı kötü gösterme gayretleri."
Bu suçlama bana sanki bir komplo teorisi gibi geliyor Selim Hoca'm onlar da aynı Allah'a inanırken neden böyle yapsınlar ki?
Çünkü bu program yayılırsa virüs bulaşan kendi programlarını çöpe atmak zorunda kalacaklar da ondan. Nitekim dünyadaki dinler arasında yükselişte olan yalnızca İslamiyet; elbette bunun önüne geçilmelidir; terörist gösterilerek, gelişmemişlikle suçlanarak, hayat hakkı tanınmayarak, devamlı şiddetle anılmasına zemin hazırlanarak vs. vs."

Abum Rabum, İskender Pala (Sayfa 91)Abum Rabum, İskender Pala (Sayfa 91)
Kübra D., bir alıntı ekledi.
Dün 02:43 · Kitabı okuyor

Haklısınız, çelişiyor; Müslümanların görüntüsü çok vahim. Bununda bana göre iki sebebi var. Birinci, bu programı kullanmadaki yetersizliklikleri; ki bu, kullanıcının hatalı olduğunu gösterir, programın değil; ikincisi de diğer iki programın kullanıcılarının iş birliği halinde yeni programı kötü gösterme gayretleri."
Bu suçlama bana sanki bir komplo teorisi gibi geliyor Selim Hoca'm onlar da aynı Allah'a inanırken neden böyle yapsınlar ki?
Çünkü bu program yayılırsa virüs bulaşan kendi programlarını çöpe atmak zorunda kalacaklar da ondan. Nitekim dünyadaki dinler arasında yükselişte olan yalnızca İslamiyet; elbette bunun önüne geçilmelidir; terörist gösterilerek, gelişmemişlikle suçlanarak, hayat hakkı tanınmayarak, devamlı şiddetle anılmasına zemin hazırlanarak vs. vs."

Abum Rabum, İskender Pala (Sayfa 91)Abum Rabum, İskender Pala (Sayfa 91)

İyi Geceler =))
Acını yaşa 
Öfkeni de yaşa
Ve seyret
Kendini sakın bastırma
Öyle su üste akan yaprağa bakar gibi bak
Uzanıp onu almaya kalkışma
Kendini suçlama , başkalarını da suçlama
Olacak olandan kaçınamazsın
O yüzden hiç bastırma kendini
Baskılama
Çünkü insan , bastırdığı duygunun esiri olur.

~Cahit Zarifoğlu~

Fırat Mişe, bir alıntı ekledi.
22 May 17:12 · Kitabı okudu · Puan vermedi

"Düşmanın sipariş ettiği, münafığın kurduğu, demagogun yaydığı ve avamın kabul ettiği şaiya, töhmet ve yalanlar karşısında aciz kalmış geviş getiricileridir!"

Şayia = Yaygın söylenti
Avam = Halkın cahil tabakası / Halk
Demagog = Halk avcısı
Töhmet = İşlendiği sanılan suç / Suçlama
Geviş = (hayvan) yutmuş olduğu yiyeceği midesinden ağzına çıkarıp yeniden çiğnemek.

Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 166)Ebuzer, Ali Şeriati (Sayfa 166)
Kismet Parpar, bir alıntı ekledi.
22 May 12:30 · Kitabı okudu · İnceledi

Kendini kötü mü hissediyorsun? O halde dinle!
Hayat istediğin gibi gitmiyor olabilir. Sakın kendini suçlama. Nefsin sana kendini değersiz hissettirebilir ama hakkı alınanın değeri Allah katında çok yücedir.
Yaşadığın sıkıntıda Allah'ın seni sevmediğini düşünüp benim imanım zayıf diye düşünme. Allah "Habibim" dediği Peygamber'ini (s.a.v) altı evlat acısı ne nice acılar ile imtihan etmedi mi?
Her geleni bir imtihan, senden her gideni ise bir ikram bil. Yaşadığın sıkıntılarda; "Neden, niçin, niye?" diye sorgulama. "Canım Allah'ımın dediği oldu de". Böylece kalbin huzur bulur.
Bırakın Allah'tan müşrikler ve kafirler korksun.

Evliya ve Eşkıya, Uğur Koşar (Sayfa 209 - Destek Yayınları)Evliya ve Eşkıya, Uğur Koşar (Sayfa 209 - Destek Yayınları)
Aykut Örek, Sokrates'in Savunması'ı inceledi.
21 May 20:11 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Sokrates yaşadığı dönemde 70li yaşlarında dinsizlikle suçlanarak ölüme mahkum edilmiş bir filozof. İsa'dan önce 400 yıl önce yaşanan bu olaylar Platon'un (Sokrates'in öğrencisi) kalemiyle ele alınmış. Günümüzde bile insanlar halen dinsizlikle suçlanıyor ve kitapta Sokrates'in bakış açılarıyla bu suçlama yapan kişilerin gerçekten ne kadar cahil olduklarını görebilirsiniz. Kitap üç bölüme ayrılmış. En güzel bölüm bence ilk bölüm. Tarih ve felsefe takip edenlerin okuması gereken bir kitap. Okuyunca Sokrates'in nasıl iradeli ve nasıl fikirlerine sahip çıkıp bunun uğruna canını bile feda edebileceğini göreceksiniz.

Ceren Özkurt, bir alıntı ekledi.
21 May 18:34 · Puan vermedi

Kendinle barış, geçmişinle yüzleş, hatalarını kabullen. "Keşke" deme artık. Bırak yanlışların büyütsün seni, tecrübe olsun yaşadıkların. Ne kadar hesaplarsan hesapla her zaman, her şeyin olabilme ihtimali var. Bunun için suçlama kendini. Görüyorsun her şey olacağına vardı, her şey olacağına varıyor, her şey olacağına varacak.

Kafka Okur Sayı 23, KolektifKafka Okur Sayı 23, Kolektif
Sevgi Bütüner, bir alıntı ekledi.
18 May 15:54 · Kitabı okuyor

Ah! Bu suçlama belgenin hiçliği! Bir insanın bu suçlamaya dayanılarak cezalandırılabilmesi bir haksızlık mucizesidir.

Suçluyorum, Emile Zola (Sayfa 23 - Can)Suçluyorum, Emile Zola (Sayfa 23 - Can)

Acını yaşa 
Öfkeni de yaşa
Ve seyret
Kendini sakın bastırma
Öyle su üste akan yaprağa bakar gibi bak
Uzanıp onu almaya kalkışma
Kendini suçlama , başkalarını da suçlama
Olacak olandan kaçınamazsın
O yüzden hiç bastırma kendini
Baskılama
Çünkü insan , bastırdığı duygunun esiri olur.

Cahit Zarifoğlu

Neyzen Tevfik, Ölü Canlar'ı inceledi.
16 May 17:46 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Hikayenin merkezinde bir beyefendi. Konuşmaları etkileyici, hitabı çekici. Öyle ki neredeyse herkesi rahatlıkla ikna edebiliyor. Amacı zengin olmak. Kullandığı yöntem bir hayli garip, hatta bir nebze yasa dışı. Şöyle ki tarlalarda çalışan köylülere (canlar) sahip olmak istiyor, teşvik alabilmek için. Fakat, işine sadık ve çalışkan bir köylü onun cebine uygun değil. Ne yapmalı? Ölü can almalı. Ölü can, gerçekte mezarda ama kağıt üstünde tarladadır. Kanundaki bu açık onun için sağlam bir ekmek teknesi olacak mıdır? İnsanlar, onun bu isteğini duyduğunda onu hoş karşılayacak mıdır? Yazarın karakter tasvirleri (fiziksel ve ruhsal) bize bu konuda müthiş yardımı dokunacak. Ayrıca, bu bireysel olay dışında, o bölgenin insanının içini senelerce komşuluk etmiş gibi tanıyabileceğiz. Bu yolculukta, kirli işler çeviren yozlaşmış insanlara olduğu kadar, onların enfes sofralarına konuk olup, eğlenceli konuşmalarına da şahitlik edeceğiz.

Gülümseten bazı alıntılar:
KÖPEKLER
+… Bu arada köpekler değişik seslerle bir şamata başlatmışlardı. Hele bir tanesi bu iş karşılığında aylık alıyormuşçasına, başını yukarı kaldırıp pek bir gayretle uzata uzata havlıyordu; onun ardından tekdüze, monoton bir ses geliyor, bu ikisinin arasındaysa herhalde küçük bir köpeğe ait, posta arabasının çıngırağını andıran şamatacı diskant partisi yükseliyordu; hepsinin üstünde de, herhalde yaşlı, irikıyım bir köpeğin bas sesi duyuluyordu. Kontrbasların konserin doruk anındaki partilerini andırıyordu bu köpeğin havlayışı: En yüksek notaya ulaşabilmek için koroda herkes başını dikmiş, tenorlar en üst perdelere çıkabilmek için parmak uçlarında yükselmişken, bir tek o tıraşsız çenesini kravatına gömüp, neredeyse çömelecek kadar yere eğilir ve camları titreten notasını oradan çıkartır. Sahip olduğu köpek korosundaki müzisyenlerin kalitesine bakılarak bir değerlendirmede bulunulacak olursa, yaban atılacak bir köy değildi burası.

HİNDİ
+… Giyinince aynaya gitti, burada bir kez daha hapşırdı, hem öyle şiddetle hapşırdı ki dışarıda, odanın yere çok yakın penceresi önünde gezinmekte olan hindi kendi tuhaf dilinde çabuk çabuk ve çok kısa bir şeyler söyledi ona, herhalde ‘’Çok yaşa!’’ demişti, Çiçikov’unsa buna yanıtı ‘’Aptal!’’ oldu.

BELEDİYE BAŞKANI
+Mezeleri asıl yemekler izledi. Ev sahibi de işte bu fasılda tam zorbalaştı. Kimin tabağında tek bir parça kaldığını görse, hemen yanına bir parça daha koyuyordu: ‘’Yanında bir eşi olmadan ne insan, ne kuş, dünyada hiçbir varlık yaşayamaz!’’ diyordu. Tabakta eğer iki parça görürse, ‘’Hoppala!’’ diyordu. ‘’İki de nereden çıktı? Tanrının hakkı üçtür!’’ Konuğun tabağında üç parça bir şey varsa: ‘’Etmeyin, eylemeyin… üç tekerlekli araba mı olur? Üç köşeli ev yapan gördünüz mü hiç?’’ diyor ve hemen dördüncü parçayı ekliyordu. Beş parça için de, altı parça için de deyişleri vardı. Tabağı on iki kez dolup boşalan Çiçikov, ‘’Herhalde artık bir şey vermez,’’ diye düşünüyordu. Ne gezer! Ev sahibi herhangi bir şey söyleme gereği bile duymadan, uzanıp Çiçikov’un tabağına nar gibi kızarmış kocaman bir dana biftekle birkaç da böbreği boca ediverdi. Ama dana da danaydı hani!
- İki yıl sütle besledim ben bu danayı. Oğlum gibi baktım ona.
- Kusura bakmayın ama yiyemeyeceğim! -dedi Çiçikov.
- Önce bir lokma alın, bakın, sonra ‘’yiyemeyeceğim’’ dersiniz!
- Mümkün değil! Hiç boş yer kalmadı!
- Canım olur mu?
Kilisede de artık doldu, iğne atsan yere düşmez derler, belediye başkanı gelir, hemen yer bulunur. Siz şu tabağınıza koyduğum parçanın tadına bir bakın: Kilisedeki herhangi biri değil, belediye başkanıdır kendisi!
Çiçikov bir lokma aldı etten: Gerçekten de belediye başkanı olduğu anlaşılıyordu, hiç yer yok dediği midede hemen yerini buldu.

Ö. Aydın Süer’in 19. Yüzyıl Rus Edebiyatı Üzerine Yazıları’ndan Notlar:
+Puşkin, Gogol’un yeteneklerini fark ederek, onu hiciv yazarlığına yöneltmiş, Müfettiş ve Ölü Canlar’ın konusunu vermiştir.
+Ölü Canlar 1842’ye kadar sansür nedeniyle yayınlatılmaz, sonrasında büyük başarı kazanır. Bozulan sağlığı nedeniyle karamsarlığa kapılır ve kendini mistisizme kaptırır. Kendini Tanrı’nın bir havarisi olarak görmeye başlar. Sanatsal alanda da durum farklı değildir. Ölü Canlar’ın ikinci cildini yazmaya başlar fakat yarattığı tiplerin betimlemesinde başarılı olamaz. 1847’de dinci ve tutucu yönünü ortaya çıkaran Dostlarla Yazışmalardan Seçmeler adlı yapıtını yayınlatır. Dinci kesimden son derecede olumsuz eleştiriler almasından dolayı günahkar olduğunu düşünüp 1848’de Kudüs’e hacca gider. Dönüşte Moskova’ya yerleşir ve Ölü Canlar’ın ikinci cildi üzerinde çalışmaya başlar. Geçirdiği bir kriz sırasında basıma hazır olan Ölü Canlar’ın ikinci cildinin notlarını yakar. Birkaç gün sonra, 21 Şubat 1852’de Moskova’da ölür.
+Turgenyev ve Dostoyevski’yi derinden etkilemiştir.
+Klasik Rus yazınında memur tipi, gerçekçi bir biçimde ilk kez Puşkin’le, Menzil Şefi öyküsünün başkahramanı ihtiyar memur Vırin’i anlatırken kullandığı tanımlamayla başlar. ‘’Küçük adam’’ tanımının da ilk kullanılışıdır. Anlamı: Yazgısını hiçbir biçimde değiştirebilme gücüne ve inancına sahip olmayan, kendisini toplumsal dalgalanmaların kucağına bırakmış sıradan insanlardır. Sonrasında, Gogol, Tolstoy, Çehov, Dostoyevski gibi yazarlar tarafından da başarıyla işlenmiştir. Memur tiplemesi Gogol’un Palto’sunda Akakiy Akakiyeviç, Memurun Ölümü’nde Çervyakov ve Bir Delinin Hatıra Defteri’nde Poprişçin ve ayrıca Müfettiş’inde Hlestakov olarak, Çehov’un Bektaşi Üzümü’nde Nikolay İvanoviç olarak karşımıza çıkar.
+Gogol’un bu kadar başarılı bir şekilde memur tasviri yapabilmesinin nedeni ise uzun yıllar küçük bir memur olarak görev yapmış olmasıdır.
+Nikolay Gogol ilk döneminde demokratik ve insancıl olduğu kadar ikinci döneminde bundan tamamen farklı bir yol izlemiştir. Avrupa’da kaldığı süre zarfında tanık olduğu ayaklanma ve grevler, onun çarlık düzenini savunmaya itmiştir. Bu dönem eserlerine örnek olarak Dostlarla Yazışmalardan Seçmeler ve Taras Bulba verilebilir. Hatta ilkinde köleliği ve monarşiyi savunmaya çalışır. Mutlakiyeti ve Ortodoks Kilisesi’ni toplumsal düzenin temelleri olarak görüyor ve ayrıca soylu sınıfı olumluyor, ilk döneminin aksine. Bunlara ek olarak, yergi sanatında doruğa erişmesine rağmen ikinci döneminde yerginin işe yaramaz olduğunu söylüyor ve o eserlerini yadsıyor. Fakat, bu sivri düşünceler, o dönemin büyük eleştirmeni Belinski’den nasibini almaktan kaçamıyor.
+Taras Bulba eserinde ise ırkçılığı ve şovenizmi rahatlıkla görebiliyoruz: ‘’Ona (Taras’a) göre üç durumda kılıca sarılmak gerekirdi; birincisi, Leh vergi memurları Kazak atamanlarını saymazlar, karşılarında kalpaklarını çıkartmazlarsa; ikincisi, Ortodoksluğa dil uzatır, töreleri çiğnerlerse; üçüncüsü de dinsizler (Müslümanlar) ve Türkler düşman olarak karşılarına çıkarlarsa.’’ Bununla kalmıyor, Musevileri de aşağılıyor:’’Kutsal çöreğe Yahudinin pis eli mi değermiş? Olacak şey mi bu?’’ Ayrıca, Rusları ve Slav ırkını göklere çıkaran düşünceleri de eserlerine yansımıştır.
+Aydın Süer’in bu kitapla Nihal Atsız’ın Bozkurtların Ölümü eseri arasında şu benzerliği kuruyor: Kazak savaşçıların Lehler karşısında ölümü, Kürşad ve silah arkadaşlarına benzer şekilde şiirselleştirilmiştir.
+Taras Bulba’daki bu gerçek olmayan tarihi bakış açısı Tolstoy’un Savaş ve Barış’ı ile karşılaştırıldığında rahatlıkla fark edilecektir.
+Ölü can ticareti, aslında o dönem için pek de ender bir olay değildi.
+Hikayemizdeki ilk toprak sahibi Manilov tembelliği ve ilgisizliğiyle Gonçarov’un Oblomov’unun bir önörneği sayılabilir.
+Yapıtta Gogol’un hicvi toprak sahiplerine ve memurlaradır; bu nedenle köy ve köylü yaşamı ayrıntılı bir biçimde yer almaz.
+Eserin içindeki Kopeykin’in öyküsü (yardım alamayan savaş gazisi ve sakat bir adam) kitabın yayımlanmasını geciktirmiş, Petersburg sansürü bu öyküyü tümüyle çıkartmak istemiş, sonunda ise birtakım değişiklikler yapılarak basılmıştır.
+Hatta sansür komitesinden Golohobastov şöyle bir açıklama yapmıştır: ‘’Buna asla izin vermem: can ölümsüzdür, ölü bir can olamaz, yazar ölümsüzlüğe karşı çıkıyor.’’
+Herzen ise yapıtı şu şekilde övmüştür: ‘’Böylesine bir suçlama, çağdaş Rusya için gerekliydi. Bu, usta bir el tarafından yazılan bir hastalık öyküsüdür. Gogol’un hayatı, bayağı bir yaşamın aşağıladığı bir kişinin, birden aynada hayvanlaşmış yüzünü fark ederek attığı dehşet ve utanç çığlığıdır.’’

gradesaver.com sitesinden alıntılar: (Çevirim oldukça baştan savma idi.)
SEMBOL, ALEGORİ VE MOTİFLER
+Yol: Çiçikov’un yolu sadece sürücü tarafından değil, o anda bulunun durumun da etkisiyle belirlenir.(Örneğin, Koroboçka’ya gezi) Rusya’nın yollarında yolcular kolayca kaybolacağından, ‘’kaderdeki rastgele dönüşlerle’’ hedefe ulaşılamaz. Buradan da, Tanrı’nın bizi hedefimize ulaştırarak mükemmelliğini ve iyiliğini görebiliriz.
+Ölü canlar: Bilindiği üzere canlar(soul) ölümsüzdür. Fakat bu metinde bunun ticareti gerçekleşmektedir. İnsan yaşamının kolayca alınıp satılmasına bir eleştiridir bu.
+Mahkeme: Mahkemenin verdiği haksız kararlardan ve daha günahkar olmasından hayatta bir önemi yoktur bu kavramın. Daha önemli olan Tanrı’nın kararıdır.
+Balo, panayır: Merkezdeki Çiçikov’un hikayesi gibi dansı da yanlış anlaşılmaların bir çığ gibi büyüyerek komik bir dansa dönüşmesine benzetilebilir.
+Kuşlar: Yuvasını terk etmiş kuş, İncil’de, yuvasını terk etmiş birisi gibidir. Çiçikov da hikayede gördüğümüz gibi, çoğu zaman tek başına ülkesini dolaşmaktadır, bir kuş misali.