Puan vermedi·96 syf.··
2026 19. kitabı
·
44 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 14:09
*Arthur Schnitzler, edebiyat tarihine sadece bir yazar olarak değil, aynı zamanda bir tıp doktoru ve Sigmund Freud’un çağdaşı, ruh ikizi olarak geçmiş bir isimdir. Freud'un teorize ettiği insan psikolojisini, Schnitzler edebiyat kanalıyla ete kemiğe büründürür. 1894 yılında yayımlanan ve yazarın ilk büyük başarılarından biri olan “Ölmek”, insan doğasının en ilkel, en karanlık ve en samimi dürtülerini ölüm teması üzerinden masaya yatırıyor. *Kitabın Konusu ve Olay Örgüsü Hikaye, birbirini tutkuyla seven genç bir çift olan Felix ve Marie’nin etrafında şekillenir. Felix, bir doktor muayenesi sonrasında ölümcül bir hastalığa yakalandığını ve yaşamak için sadece bir yılı kaldığını öğrenir. Bu korkunç haber karşısında Marie, aşkının büyüklüğüyle ve o anın getirdiği romantik bir adanmışlıkla Felix’e sarsıcı bir söz verir: "Sen öldüğünde ben de yaşayamam, birlikte öleceğiz." Ancak Schnitzler, hikayeyi burada romantik bir intihar trajedisine dönüştürmez. Aksine, o bir yıllık sürenin geçişini, Felix’in bedeninin adım adım çöküşünü ve bu süreçte iki karakterin geçirdiği devasa psikolojik dönüşümü anlatır. Zaman daraldıkça, verilen o romantik sözlerin yerini insan doğasının en temel kanunu alır: Yaşama arzusu. *Tematik Analiz ve Psikolojik Derinlik 1. Romantizmin Çöküşü ve Gerçekçilik: Kitabın başında Marie’nin verdiği söz, edebiyattaki o bildiğimiz "ölümsüz ve fedakar aşk" klişesine uygundur. Ancak Schnitzler, zamanın ilerlemesiyle bu romantik illüzyonu paramparça eder. Marie, Felix'in fiziksel olarak erimesine, öksürük krizlerine ve ölümün o soğuk nefesine yakından tanık oldukça, içindeki yaşama güdüsünün ne kadar baskın olduğunu fark eder. Ölüm, uzaktan romantik görünse de yakından bakıldığında korkunçtur. 2. Ölümün Getirdiği Bencillik (Felix): Felix karakteri, edebiyatta
İnsan ve Duygular
ÖlmekArthur Schnitzler · Zeplin Kitap · 2020656 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 76. kitabı
Dava, bir sabah nedenini bilmediği bir suçlama yüzünden aniden tutuklanan banka memuru Josef K.'nın, kendisini labirenti andıran anlamsız ve karanlık bir adalet sisteminin içinde buluşunu anlatır. Franz Kafka, bireyin bürokrasi karşısındaki çaresizliğini, suçluluk psikolojisini ve modern toplumun saçmalığını kasvetli, sürreal ve sarsıcı bir dille işler.
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,9bin okunma
Reklam
Kendine iyi geleni uygula
8/10
·167 syf.··
2026 43. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 08:57
Kitap,evlilikte mutlu olmanın ve sağlıklı kadın erkek ilişkileri kurmanın yollarını anlatan bir rehber gibidir, diyebiliriz. Yazar ilişkilerdeki çözümlere batı merkezli soyut terapi kuramları yerine, bizim kültürümüze, inanç değerlerimize ve toplumsal yapımıza uygun pratik çözümler sunuyor. Yer yer hadis-i şeriflere de başvuruyor.Kimi zaman da adeta bir aile büyüğünün tecrübelerini aktardığı akıcı, samimi ve terapi etkisi yaratan denemelerden oluşuyor. Yazar özellikle, günlük hayatta sıkça yaptığımız iletişim hatalarını çarpıcı örneklerle inceliyor. Örneğin; geç kalan eşe "Nerede kaldın, niye haber vermiyorsun?" diye çıkışmanın karşı taraftaki algısı "Çok düşüncesizsin" mesajıdır. Kitap, bunun yerine "Geç kalınca seni merak ettim, iyi misin?" demenin sevgiyi koruyan ve çatışmayı önleyen yapıcı bir dil dönüşümü olduğunu savunuyor. Ancak katılmadığım bir nokta var ki o da yazarın,eğitimin kadını eşine karşı dikbaşlı yaptığını düşüncesini savunması. Birçok kendisine ait düşüncelerde erkeği sorumluluktan tamamen muaf tutarken, kadını bitmek bilmeyen bir kendini sorgulama ve suçlama girdabına soktuğunu görebiliyoruz. Yer yer beğendiğim noktalar olsa da yer yer durup fikir çatışmaları yaşadığım anlar da oldu kelimelerde. İçerisinden güzel olanları davranışları ve düşünceleri kapıp uygulamak dileğiyle :) okumada karar verme kısmı size ait arkadaşlar. Okunabilir mi, evet. İçerisinde bizlere olumlu katkısı olacak davranışlar da var, çünkü. Huzurunuzun bol olması dileğiyle keyifli okumalar dilerim.
Kulak Aşık Olurmuş Gözden EvvelSema Maraşlı · Motto Yayınları · 2008900 okunma
7/10
·216 syf.·
2026 46. kitabı
'Bunu Düşünmek İstemezdim'i kitaptan bir cümleyle anlatmak istesem, şu cümle olurdu: "... artık orada olmayan bir duyguyu, bir ânı hatırladım." Kitabın tamamı ikiz kardeşlerden hayatta olan kız kardeşin anımsamaları, duyguları ve terapisti Elza, eşi Leo ve annesiyle olan diyaloglarını içeriyor. Duru ama derin. Kendilerini bir ve iki olarak bildiğimiz ikiz kardeşlerden 'bir'i -erkek olan- hayatına son vermeye karar veriyor ve 'iki'nin bu süreçle baş etmesini ya da çoğu zaman edememesini okuyoruz. Bir iç dökme gibi yazılanlar. Asla ajite etmiyor acıyı ya da yası. Anımsadığı anılarla, kronolojik bir sıra takip etmeden ilerliyor kitap. Ölüm hayatın kaçınılmaz bir parçasıyken ve doğal ölümle bile baş etmek zorken kendi isteğiyle hayata veda edenin kardeşiniz-ikiziniz olduğunu tahayyül etmek aklını kaçırmakla eş değer gibi. Bunu Düşünmek İstemezdim'de de kardeşinin hayatından bir anda çıkması, hayatı boyunca 'Neden?' sorusuyla yaşamaya mahkum ediyor anlatıcımızı. Neredeyse aynı yaşam tecrübelerinden geçmelerine rağmen farklı hislerle yol olan ikiz kardeşlerden birinin diğerine aniden veda etmesinin geride bıraktığı acı bu kitaptaki anımsamalar. Yaşadığı acının evliliğine, kişisel yaşamına ve annesiyle olan ilişkisine etkisi, kendini suçlama evresi de dahil. Kitapla ilgili arada bir yerdeyim; kitabın başlarında iki numaranın anlattıkları daha mesafeli, birbirinden kopuk ve otuzlarının yarısını geçmiş bir kişisinin ağzından değil gibiydi; kitabı yarıladıktan sonra ayakları yere basan, daha samimi, kendini daha da açarak ve duygularını belli ederek anlatmaya başladı. Bu sürecin yasın evrelerinden sebep olduğunu düşünmedim değil; yas sürecini hayatın içine yedirmesini sevmekle ve bunu hissettirmekle birlikte (yarısından sonra), bir şeyler eksik kaldı okurken.
Bunu Düşünmek İstemezdimJente Posthuma · Koridor Yayıncılık · 2025398 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 115. kitabı
Bu kitapta kendimi ne kadar acımasızca eleştirdiğimi ve kendime hiç şefkat göstermediğimi fark ettim. Oysa insan kendine de başkalarına gösterdiği şefkati göstermelidir. Kitaptan alıntılar: "Öz şefkat, kişinin kendisi için sağlık ve esenlik istemesidir ve kişiyi pasiflikten ziyade, proaktif davranışla durumunu daha iyi hale getirmeye götürür. Ayrıca öz şefkat, benim sorunlarımın sizinkinden daha önemli olduğunu düşündüğüm anlamına gelmez; bu sadece benim sorunlarımın da önemli ve ilgilenilmeye değer olduğunu düşündüğüm anlamına gelir." "Her zaman yüksek bir öz güvene sahip olamazsınız, hayatınız kusurlu ve mükemmellikten uzak olmaya devam edecektir. İyi ve kötü zamanlarda, ister çok mutlu olduğunuzda, ister diğerlerine göre daha kötü bir durumda olduğunuzda, öz şefkat size devam etmeniz ve daha iyi bir yerde olmanız için yardımcı olacaktır. Ömür boyu süren öz eleştiri alışkanlığını kırmak için çalışmak gerekir, ancak nihayetinde sizden sadece rahatlamanız, yaşamın olduğu gibi olmasına izin vermeniz ve kalbinizi kendinize açmanız istenir. Bu, düşündüğünüzden daha kolaydır ve hayatınızı değiştirebilir." "Küçümsemek yerine kendimizle nazik bir ilişki kurmak pek çok açıdan fayda sağlar. Doğuştan gelen kişiliğimiz, vücut tipimiz, sağlığımız, duruma bağlı olarak iyi ya da kötü olan talihimiz gibi özellikler üzerinde pek de kontrole sahip değilizdir. Ancak daha az acı çekmek adına yapabileceğimiz şey, sınırlarımızla yüzleşirken kendimize karşı nazik olmaktan vazgeçmemektir." "Duygusal ıstırabımız işlerin olduğundan farklı olması arzumuzdan kaynaklanır. Şu anda ne olduğu gerçeğine ne kadar direnirsek, o kadar acı çekeriz. Acı, gaz halindeki bir madde gibidir. Onun orada özgürce olmasına izin verirseniz, sonunda kendi kendine dağılacaktır. Fakat acıya karşı savaşır ve
Öz ŞefkatKristin Neff · Diyojen Yayıncılık · 2021447 okunma
Dava - ilk bölüm- kendime notlar
9/10
·224 syf.··
2026 499. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 09:31
Felsefik olarak bakarsam, 1-) tutuklanıp hayata aynen devam etmesi; zaten sistemin içinde görünmez ahlak ve yasa mekanizmaları ile doğduğumuz andan itibaren bir şekilde tutukluyuz. 2-) neyle suçlandığını bilmemesi; insanın bizzat varoluşunun kendisi bir suçlama nedenidir. 3-) belirsizlik; yıpratıcı bir süreç, savunma yaptıkça suçlu duruma düşmesi. Gerçek hayatta da sığ ve yozlaşmış bir mekanizmaya karşı onun kurallarıyla kendini temize çıkarmaya çalıştıkça, o mekanizmanın seni daha da içine çekmesine izin verirsin.. Empati seni boğuyor…
DavaFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202163,9bin okunma
Reklam
Reklam