KİTABI BİTİRDİKTEN SONRA BEN NE OKUDUM NE OLUYOR YA! Olduğum bir kitaptı. Sonu şok edici bir şekilde bitti son 100 sayfada ben ne okuyorum ya dedim 500 sayfayı bunun için okumuşum farkındalığı geldi. Çığlık atmak falan istedim.
Bu kitap benim bir kitaptan beklentilerimi üst seviyeye çıkarttı artık eskisi gibi bir okuyucu değilim.
İlk kitabından her ne kadar çok iyiymiş falan diye memnun kalsamda bu daha fragmanmış daha hiçbir şey görmemişim onu anladım.
Karakterler o kadar iyi işlenmişki bazen Rin’e kızıyorsunuz bazen haklı buluyorsunuz. Herkes gerçek bir kişiliğe bürünüyor seviyorsunuz, kızıyorsunuz, sinir oluyorsunuz ve ihanete uğruyorsunuz bazen…Ve bir savaşın gerçek yüzünü görüyorsunuz. Bazen gölgeniz bile size oyun oynuyor.
Her karakter hakkında uzun uzun konuşabilirim kitabın en sevdiğim yanlarından biri de bu oldu. Ama konuşamam çok uzar bu inceleme. Ama şu Altan’ı artık salabilir miyiz yani o kadar uzadı ki. Ne takıldık ne musallat oldu adam bir rahat yatamadı. Bir yerde bıkkınlık gelmişti artık. Bir yerden sonra Rin de zaten başa çıkılmaz bir tanrıyla uğraşmaya çalışırken “fazlasıyla” aklı yerinde davranmadığı-yaşadığı bağımlılıklar, komuta görevi daha bir sürü şey- çok iyi anlatılmış. Bu kısmın sonradan düzelmesine sevindim ama Daha az deli olmasına :)
Nezha neden bilmiyorum ama bana ilk kitaptan beri çok hikayesi olan biri gibi gelmişti. Öyle de oldu ölme ihtimalini düşünmek istemedim ilk kitapta. Bu kitapta okumasam çok üzülürdüm. Nezha, Rin, Kitay ve Venka’ yı arkadaşlıklarının gelişimini okumayı falan çok kısa bir şekilde de olsa çok sevdim bu dörtlü benim içimi ısındırdı.
Yazılış tarzını çok beğeniyorum ya. Yazar gerçekten iyi sadece ilk kitapta ortalarda bir sıkılma, durağanlaşma vardı baya yavaş akmıştı. Bunda da aynı sorunu yaşayacak gibi