Sude Keleş

Seungwoo beş yıl sevdiği bir işte, beş yıl da sevmediği bir işte çalışmıştı. Hangi hayat daha iyiydi? Doğruyu söylemek gerekirse, ikinciyi seçerdi. Daha rahat ve özgür bir yaşama sahip olduğundan değildi. Sevmediği işi yaparken boşluğa düşmüş, boşluk hissiyatını yenmek için kendini Koreceye vermiş ve buralara kadar gelmişti. Hayat, tek bir olayı ele alarak değerlendirilemeyecek kadar karmaşık ve kapsamlıydı. Sevdiğiniz işi yaparken mutsuz olabilir, sevmediğiniz işi yaparken önünüze çıkan başka bir fırsatla mutsuzluğu yenebilirdiniz. Yaşam çözümü zor ve çok yönlüydü. İş, yaşamın merkezinde epey önemli bir rol oynasa da, yaşamın içindeki mutluluk ve mutsuzluktan sorumlu değildi.
Reklam
"Sanırım bu işe dair tutumumuzun bilinçsizliğinden kaynaklanıyor" dedi Minjun'un yanında oturan adam. "Çocukluğumdan bu yana niye herkes katlan deyip durdu anlamıyorum. Sınıf arkadaşlarım arasında, okula gelirken motosiklet çarptığı için vücudunun orası burası sıyrılıp kanamasına rağmen eve dönmeyip okula gelen bir çocuk vardı. Her derse katılım sağlayanlara verilen ödülden alması gerekiyormuş. Çalışmaya başladığımızda bile bizi yerimizden kıpırdayamaz hale getiren şey, canımız ne kadar yanarsa yansın katlanmamız gerektiği fikri değil mi? Hasta olsam da dişimi sıka sıka işe gidiyorum, yerimden kalkamayacak kadar hasta olduğumda işe gidemeyince de, ben bile abarttığımdan kuşkulanmaya başlıyorum. Hastaysak dinlenmemiz son derece doğalken niye böyle hissediyorum? Ringo tuhon, busang tuhon⁵ gibi kelimelerden de gerçekten nefret ediyorum." 5: Çok çalıştığı için bayılarak hastanede serum almak durumunda kalan veya yaralansa dahi işine devam eden kişilerin mücadeleci ruha sahip olduğunu ifade eden kelimeler.
"Katılıyorum" dedi Wooshik. "Ben işimden keyif alıyorum. Bütün gün çalışıp eve geldiğimde bir bira içerek oyun oynamayı da, kitabevine gelip birkaç sayfa okumayı da seviyorum. Yalnız sizin de söylediğiniz gibi, fazla çalışırsak her ne kadar keyifli bir iş de olsa nihayetinde usanıyoruz. Ev, şirket, ev, şirket. Sadece bir haftalığına bile öyle yaşasam nefes alamazdım." "Evde çocuğunuz varsa o rutine bile sahip olamıyorsunuz” dedi Minjun'un yanında oturan adam. “İş hakkında konuşuyorken çocuk konusunu açtığım için üzgünüm ama işim yüzünden çocuğumu göremez oldum. Eşim son zamanlarda Kuzey Avrupa'ya gitme hayalleri kuruyor. İsveç ya da Danimarka'da latte papa denilen babalar varmış. Çocuklarıyla ilgilenmek için işten erkenden çıkıp latte mi içiyorlar nedir... Gelin görün ki ben ve eşim akşam dokuzda çıkıyoruz. Biz eve gelir gelmez kayınvalidem bayılıp uyuyor. Bana izin verilen tek hobim buraya katılmak. Ayda sadece bir kez. Son zamanlarda hayatın ne kadar zor olduğunu düşünüp duruyorum."