Ömrümce bardağın dolu tarafını görmedim. Boş tarafını da görmedim. Bardağı her an devrilecekmiş gibi gördüm. Ya da hiç göremedim. Zaten bardak da yoktu. Hiçbir şey yoktu. Çirkin bir sehpanın önündeydim ve üzerinde hiçbir şey yoktu. Sehpa da yoktu belki de. Hatta çoktan yok oldu. Bir şeyin yokluğunda geriye şaşkınlığım kalıyor.
Kusura bakmayın hatırlamıyorum. Neyi görmem gerekiyordu? Yanıtı nerede bulacağımı bilemiyorum çünkü o noktada soru da kaybolup gidiyor.
Yine de bir beceri sahibi olmanın olmamaktan yeğ olduğunu kim söylemiş? Şimdi ne yapmayı bildiğimi sorsalar yirmi yaşlarımın utancına tekrar gark olurum ama o zamandan beri anladığım tek bir şey varsa o da ölümden ziyade gerçekten daha fazla korktuğumdur.
Büyük olasılıkla hissettiğim duygu başka bir şey; şimdiki varlığıma farklı bir anlam katacak o tek şeyi yapmamış olduğumun farkındalığı; mış gibi yaptığım kişi olmak.