Hastanelerden ve veteriner kliniklerinden konuştuk. İyi ve kötü hekimlerden. Empati ve umursamazlıktan. Gömme ve yakılmadan. Uykusuz gecelerden ve yeniden başlama ihtiyacından. Gördüğüm filmlerden, okuduğum kitaplardan duygular ve görüntüler seçip çıkarıyordum. Durumun saçmalığıyla rahatsızlığım yelkenleri suya indirmişti. Ağlamaya başladım. Babamın ölümü o anda o kadar bastırılamaz bir hal aldı ki hakkında roman yazabilirdim. Sonunda bana sarıldı. Bedeni o anda tahammül edilebilir herhangi bir beden olmuştu, çorak arazide insani bir temas.
Ölümünden sonra, onu her gün düşünmekten ne zaman vazgeçtiğimi hatırlamıyorum. Eninde sonunda sona eriyor, aşk hikayelerinde olduğu gibi. Mümkün değil gibi gelse de mümkün. O an geliyor.
Sonra hayatta ona söylemek istediğim her şeyi söylemiş olduğumu idrak ettim. Artık yeni bir sözüm olmayacaktı. O da artık olmayacaktı. Bunun üzerine ona veda ettim.