Kısaca yaşamın ta kendisinde gözetilen "derinlik" kavramını tanımadıklarından, dünyayla aradaki boşluğu bu çığırtkan sesle kapatıyorlar. Kendi öz seslerini bir kere bile duymadan ölecekler: Cezaları bu.
Bir de aşık olmayı katmalıyım. Beceremediğim bir şey galiba. Bir eksiklik.
Ona karımdan söz ederken "güvenilir", "boynu eğik" dedim. Oysa hiç denemedim ki bu sıfatların geçerliğini, hiç ilgilenmedim ki beni sevmesi yetti.
Resmi bıraktım, tehlikeli olabilirdi.
Konuşmak da tehlikelidir. İçte biriken sözcükleri boşaltmak. Hele konuşmayı bir kere unutmuşsan.
Aslında dış görünüşümde değişen hiçbir şey yok. On sekiz yaşımdaki kilomdayım. Kadınların hala ilgisini çekiyorum. Ama ne önemi var.
Bir şey sızlıyor. Bir eksiklik. Bir özlem. Günlük cinselliğime yansıyan, tutkuyu silip götüren bir sızı.
Bir korku getiriyor yedeğinde: Ya bir gün, bunca yıl kafamda biriktirdiğim sözcükler boşalıverirse? Çene kemiklerim açılırsa? Beynime üşüşen imgeleri durduramazsam?