Bedeninin hiç tanımadığı özelliklerini kavrasaydı, ölüme yenilmemeyi yaşama kafa tutmayı da öğrenebilirdi. O güzelim saçlarını bir kerecik olsun çıplak memelerinin üstüne dökmeyi becerebilirdi. Kendi olurdu. Ama sevecen bir erkeğin karısı olma dışında var olamadı, korkularına yenildi bir tabağın, bir kilimin güzelliğini bütünlemekten öteye gidemedi.
Adımları kesinliğe, kaçınılmazlığa doğru ilerledikçe. Önünde korku uçurumları açılmıyor değildi. Ama her uçurumu her atlayışında o adımının anlamını daha iyi kavrıyordu.
Kimler geçmemişti ki buralardan?