Sevdiğimiz gözlerdeki parlaklığın söndüğüne, çok tanıdık, kulağımıza çok hoş gelen bir sesin susabildiğine, bir daha asla duyulmayacağına da...Bunlar ilk günlerin düşünceleri.Fakat geçen zaman bu musibetin gerçekliğini kanıtlayınca, kederin asıl yakıcılığı başlıyor. Lakin o hoyrat el, kimlerin arasındaki güzel bağı koparmadı ki? Hissettiğim, hissetmek zorunda olduğum bir acıyı niçin anlatayım?
Dudaklarından dökülen sözcükler değildi, sözden daha güzel seslerdi, öyle dokunaklı, öyle sevecen; gel gör ki döşeğimde yatarken yüreğimi delen bir düşünce, beni kılıç gibi yaralayan, çiçeği yiyip bitiren bir solucan gibi bir düşünce aşkımın kutsallığına leke düşürdü. Evet, bunlar güzel seslerdi, insan sevecenliğinin esinlendiği seslerdi de güzelliği insanca mıydı?
Oldukça merak uyandırmıştı başlangıçta ama sonu beni tatmin etmedi. Kitabı bitirdikten sonra havada kalmış hissi oldu.
Konusu: Savaş sırasında ordusuyla savaşırken yaralanan bir subayın tedavi gördükten sonra hava değişimi için 2 aylığına temiz havaya ulaşmak amacıyla yoksul soylu bir ailenin yanında kalmasıdır. Burada yaşlı bir kadın, taşralı bir hödük ve bir taşra kızı (Olalla) yaşıyor. Onlarla yaşadıkça kendini bazı tekinsiz olayların içinde bulur.
Vampir öyküsü beklentisi içine girmeden okumayı tavsiye ederim.
OlallaRobert Louis Stevenson · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20255,6bin okunma