“ aşkın nadir bulunan bir şey olduğu söylenir. ben bundan çok emin değilim. esas nadir bulunan, aşktan daha çok arzuladığımız bir şeydir. anlaşılmak. eğer anlaşılmıyorsak, sevilmenin de bir anlamı kalmıyor. böyle insanlar kendi zihinlerinde yarattıkları, sen olduğunu zannettikleri bir fikre aşık oluyorlar. onlar aşka aşık. kendi aşık hallerine. ama anlaşılmak. yalnızca o da değil, anlaşılmak ve anlaşıldıktan sonra kabul edilmek. mühim olan bu.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"İçeri nasıl gireceğim?" diye sordu Alice bu sefer bağırarak.
"Hiç içeri girecek misin ki?" dedi Uşak. Biliyorsun, her şeyden önce bu soruyu yanıtlamalısın. "
Erendıra kirli çarşafı bir yana bıraktı, hasırın üstüne temiz ve ütülenmiş başka bir tane daha yaydı.
"denizi tanımıyorum" dedi.
"tıpkı Çöl gibi ama denizde su var",dedi Ulises.
"öyleyse üstünde yürünemez."
"babam yürüyebilen birini tanımış", dedi Ulises. "Ama çok uzun zaman önce."
"çocukken benim için lüks, kürk mantolar, uzun elbiseler ve deniz kıyısındaki villalardı. daha sonra, bunun entelektüel bir yaşam sürmek olduğuna inandım. şimdi bana öyle geliyor ki lüks aynı zamanda, bir erkeğe ya da bir kadına olan tutkuyu yaşayabilmektir."